Advert

Tek Olmak mı Cem Olmak mı?

Kadir Korkut'un yazısı...

Tek Olmak mı Cem Olmak mı?
Bu içerik 1399 kez okundu.
Advert

Hayatım boyunca kendimi hiçbir tayfaya ait hissetmeden, uzak denizlerde tek başına kürek çeken bir balıkçı gibi gördüm. Balıkların parıltısına benden başka bir insanın varlığı karışsın istemedim. Onlarla göz göze geldiğim o kutsal anın herhangi bir sululuk, sıradan bir şakalaşma, önü arkası düşünülmemiş bir çıkışla zedelenmesinden ürktüm. Hayatta tek başına olmak ciddi bir uğraştı benim için. 

Buna ister çocukluktan kalan bir yara, ister içli bir hassasiyet deyin ama çitlerimi, psikolojik-ruhi bahçemi kolay kolay kimseye açamadığımı bilerek yaşadım hep.  Kâh odamda kitaplarımla, kâh bir dağ başında dizelerle, kâh göl kenarında yeni yazılarla dolaştım. Belki Yunus kadar hakikat nasiplisi değilim ama onu taklit etmek de günümüz, sıradan insanı olmaktan yeğdir diye düşündüm. 

Bunun da etkisiyle ortaokul, lise, üniversite arkadaşlarımla dostluklarım hep bir mesafe içerisinde, saygınlık şartıyla gelişti. O ciddi, ağırbaşlı hallerimi onlara hissettirerek onların da bana karşı aynı muameleyle yaklaşmalarını sağlamakla arkadaşlık enerjimi tükettim. Nedense  gereğinden fazla şakalaşma, başıboş sözler, anlık birlikte yemek yemeler bana hep zaman kaybı gibi gözüktü. Bunun yerine içime çekilmek ve orada usulca inşa ettiğim ılık duvara yaslanmak, ondan güç alarak yeni tahayyüllere, fikirlere, monologlara dalmak tercihinde bulundum.

Bundan da asla pişman olmadım, ulusal dergilerde yayımladığım şiirleri, bu yazı da dâhil olmak üzere gazete yazılarımı hep bu anlara borçluyum. Birlikte olmak güzel bir his ama tek başına birlikte olmak, varoluşunla bütünleşebilmek daha sahici.  Yeryüzü öyle muntazam ve ciddi yaratılmış ki bu dağların, gürül gürül akan nehirlerin yanında gelişigüzel sözler, kıkırdaşmalar, insanı sahneye bilinçsizce dalan seyirci konumuna düşürüveriyor. Oysa insan patavatsız bir yaratık olmamasıyla, halef ünvanıyla yeryüzüne sürülmüş.

Özellike bu günlerde ‘’tek olmak cem olmak’’ tartışması ülkenin siyasi ve sosyolojik gündemini işgal etmişken, şu ana kadar hep tek olmanın duruluğuyla yaşamış bir insan olarak olaylara dışarıdan, herhangi bir tarafın yemi olmadan bakabildiğime inanıyorum. Ben günlük dakikalarımı diğer insanlara belli bir ciddiyet ve vakar ile açmışken, toplumun bir kesiminin dini duygularını, ahiret beklentilerini bir insan, dini bir lider üzerinden tanımlamaları oldum olası bana soğuk gelmiştir. İmanlarını göreceli bir üst mevkiye emanet edip kurtuluşa yaklaştığını düşünen insanlardan olmadım hiç. Bu anlamda peygamberlerin günümüz algısıyla o dönemki toplumsal konumlarının arasında bile ciddi farklar olduğuna inanıyorum. 

Geleneksel din yaşayışında peygamberin şefaatinden Allah’ın rızasına giden bir yol çizilmişken, din kavramının özü itibariyle Allah’ın rızasından gayrı herhangi bir gücün olmadığı ve peygamber vurgusu yapılsa bile bunun yine Allah’ın merhametinin tecellisi olduğu kanaatindeyim. Kişi kendi iradesiyle fert olamadıktan, kendi dünyevi ve uhrevi sorumluluğunu alamadıktan sonra katkı sunmaya çalıştığı ‘’cemaatlerde(!)’’ çıkarlar için kullanılan bir piyon olmaya adaydır. Böyle yapılarda kişiler dini görevlerini yerine getirme duygusunu Kur’anla birebir temastan ziyade, kendi liderinin beyan ettiği yönde hareket ederek tatmin etmektedir. Bu da dini dairenin içinde yeni bir din, ümmet kavramının içinde alt ümmet tanımlamalarını getirmektedir.  Kendi tekliğini, Allah’a kul olma özerkliğini başka bir kula devredenler kendilerinden geriye ne kaldığına dikkat etmelidir.

Kadir Korkut

kadir korkut tek olmak cem olmak mı kaynarca
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X