Advert

Kar Beyazlığında Karanlık Ocak!

Yakın tarihimizin siyasi, ekonomik ve sosyal çalkantılarına tanık olunan kar beyazlığının yansıdığı Ocak ayı, yurdumuza ve yurtseverlerimize yönelik kara sayfalarla doludur.!

Kar Beyazlığında Karanlık Ocak!
Bu içerik 680 kez okundu.
Advert

 “Atatürk Yolu’dur Vatan’a Sancak;/ Aş, iş, barış, huzur istenilirken/ Haçlı emperyalizm oyunlarıdır/ Kar Beyazlığında Karanlık Ocak.!/ Her işte uğraşta gerekir tedbir,/ Karşımıza çıkan hep o şer Sevr’dir!/ Yurtseverler susturulsa da bir bir;/  Düşmanı ürkütüyor Anıtkabir.!”

     Yakın tarihimizin siyasi, ekonomik ve sosyal çalkantılarına tanık olunan kar beyazlığının yansıdığı Ocak ayı, yurdumuza ve yurtseverlerimize yönelik kara sayfalarla doludur.!

    Atatürk’ü, Atatürkçülüğü, Türkiye Cumhuriyeti’mizi ve ulusal tam bağımsızlığımızı öteden beridir benimsemeyen Cumhuriyet karşıtlarının oluştura geldikleri bölücülüğe, gericiliğe, Atatürk Cumhuriyeti’ne, Cumhuriyetin kazanımlarına yönelik dışarıdan ve içeriden programlanan ihanetlere, kindarlıklara karşı yılmadan, yorulmadan, korkmadan, usanmadan mücadele veren yurtsever ulusalcı araştırmacı gazeteci yazar Uğur MUMCU’yu Ocak ayının kar beyazlığında yitirdik.!

    Cihan İmparatorluğu Osmanlı’nın, atının nalıyla Orta Çağ karanlığından kurtulup sanatta, bilimde, teknolojide büyük bir gelişmeye yönelerek medeniyetin beşiği unvanına ulaşan o Batı’nın çakal ruhunu yansıtan(!) o haçlı emperyalizme karşı onurlu Ulusal Bağımsızlık Mücadelesi veren Türkiye Cumhuriyeti’mizin ulusal kalkınmasını, vatanı ve milletiyle bölünmez bir bütünlüğünü, ulusal ve onursal tam bağımsızlığımızı öteden beridir kabullenemeyen o emperyalizme ve o haçlı emperyalizmin güdülediği truva atlarına karşı; o haçlı irticaya karşı; Sevr entrikalarına karşı; dahili ve harici düşmanlarımızın ve hatta gaflet, dalalet ve hıyanet içinde bulunanlarca Millî Eğitim’imize, ulusal ekonomimize, Yargı’mıza, Ordu’muza, millî kalkınmamıza, siyasetimize, aydınlığa ve gönençli yarınlara yönelmemize ve Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkılmasına yönelik zaafiyetlerin oluşturtulması entrikalarına karşı; yer altı ve yer üstü millî zenginliklerimize; Sümerbank, Etibank, Telekom, Seka, Petkim, Tüpraş gibi millî yatırımlarımıza ve ulusal sanayimize ve hatta millî tarımımıza dair engelleme ve etkisizleştirme tertiplerine karşı; Limanlarımıza, kıyılarımıza ve Ada’larımıza yönelik kirli senaryolara karşı; dünün hasta adamının yeniden oluşturulmasına yönelik sinsi şer entrikalara karşı yazılarıyla, araştırmalarıyla, konferanslarıyla, TV konuşmalarıyla halkı bilinçlendirip uyandırmak uğruna canı pahasına ulusal mücadele veren araştırmacı gazeteci yazar Uğur  Mumcu, Laikliğin yıpratılmaya çalışıldığını belirten ve Laik eğitimin çağdaşlık için gerekliliğini savunan bilim insanı Doçent Dr. Bahriye Üçok, Eleştirmen Asım Bezirci, Bilim adamı ve 1977 Ecevit Hükümeti’nin 1988’deki Kültür Bakanı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Cumhuriyetçi yazar-düşünür Turan Dursun, Cumhuriyetimizin Cumhuriyet Savcısı Doğan ÖZ, “Köstebek” adlı kitabıyla Cumhuriyetimize yönelik karşı devrim ihanetini aydınlatmaya çalışan Tarihçi akademisyen-yazar Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu, Gazeteci yazar Çetin Emeç, Laikliğin ödünsüz savunucusu olan Atatürkçü hukuk adamı Prof. Dr. Muammer Aksoy, Polis Müdürü Ali Gaffar Okan da bu Ocak ayının kar beyazlığında yine arandılar; rahmetle, minnetle, şükranla anıldılar.!

    Şair-yazar-senarist Onat Kutlar 11 Ocak 1995’te, Gazeteci- araştırmacı yazar Uğur Mumcu 24 Ocak 1993’te, İl Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okan 24 Ocak 2001’de bu Ocak ayının kar beyazlığında öldüler, karanlık güçlerce öldürüldüler.!

    O kara taassuba karşı Atatürk Cumhuriyeti’ni, bu Cumhuriyet’in kazanımlarını, Atatürk İlkeleri’ni ve Atatürk Devrimleri’ni onurluca savunmayı; takkiyecilerin, manda severlerin, Bopcuların, misyonerlerin, hilafet ve saltanat özlemcilerinin, ekümenlik ve Sevr paylaşımı peşindekilerinin o sinsi şer entrikalarına karşı halkımızı aydınlatmayı ulusal görev bilen, Türkiye’nin petrol ve maden kaynaklarının  yabancı şirketlerin eline terk edilmesinin büyük bir gaflet olduğunu belirterek böyle bir duruma karşı duruşun da konferansını veren ve b konuda “Milli Petrol” konulu dizi yazısı oluşturan yurtsever Kemalist aydınımız Prof. Dr. Muammer Aksoy’u da 31 Ocak 1990’da Ocak ayının kar beyazlığında yitirdik.!

    Hunharca bir saldırı sonucu yaşamını yitiren Prf. Dr. Muammer Aksoy, Türk Hukuk Kurumu Başkanı ve Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) kurucusuydu.. (19 Mayıs 1989’da 50 arkadaşıyla birlikte ADD’yi kurdu.)  Millîliği savunan, yabancıya özelleştirmeye karşı duran Muammer Aksoy, Atatürk Cumhuriyeti’mizin Atatürk Yolu’nda aydınlık güzel yarınlara ulaşması için çaba sarf ediyor, her aydın yurtsever gibi zaman zaman o da kaygılanıyordu.!  Türk Yargısı’na, Türk Hukuku’na, yurdumuzun ve ulumsuzun millî birlikteliğine yönelik dış güçlerce yapılmak-yaptırılmak istenilen çarpıtılmaları da demeçlerde bulunarak, makale yazarak, kitap oluşturarak uyarıyordu.! Bu da gösteriyordu ki, o haçlı emperyalizmin ve işbirlikçisi haçlı irticanın amaçladığı asıl saldırılar, asıl kumpaslar; bu güzel Cumhuriyetimizin kurucusu büyük insan, millî rehberimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğiyle coşup şahlanarak ulusal tam bağımsızlık mücadelesi veren şehit ve gazilerimizin bu kutsal emaneti Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mizin ulusal tam bağımsızlığına, Atatürk’ün Meclis’ine ve demokrasimize, Cumhuriyetimizin kazanımlarına, bu güzel yurdumuza ve cefakar aziz ulusumuza dair vatanı ve milletiyle bölünmez bir bütünlüğümüzün heder edilmesine yöneliktir.!

    Halkımızın dini ve millî duygularını sömürmeye çalışıp Atatürk’ün öncülüğünde geliştirilen Cumhuriyet’in kazanımlarını yıkmaya,  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğiyle yeşertilen bu güzel Cumhuriyet’imizin aydınlanmasını karartmaya çalışan dünün işgalcisi o haçlı emperyalizmin ve o haçlı emperyalizmin işbirlikçisi haçlı irticanın ve karanlık unsurların susturmaya çalıştığı Prf. Dr. Muammer Aksoy’u, Cumhuriyet’imizin Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz’ü, Danıştay Başkanı Mustafa Yücel Özbilgin’i, Doçent Dr. Bahriye Üçok’u, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’yı, Uğur Mumcu’yu, Gaffar Okan’ı, Turan Dursun’u, Çetin Emeç’i, Onat Kutlar’ı, Prof. Necip Hablemitoğlu’nu, Kubilay’ı ve Atatürk yolunda, Tam Bağımsız Türkiye uğrunda şehit olan nice yurtsever aydınlarımızı minnetle, şükranla, rahmetle, saygıyla ve içtenlikle anıyoruz..

   Uzun süren o savaş yıllarının yarattığı o nice acılara, o yokluklara, o bin bir zorluklara rağmen bu vatanın düşman işgalinden kurtuluşu için Büyük Atatürk’ün önderliğinde coşup şahlanan şanlı şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin seve seve uğrunda kan döktükleri, can verdikleri kutsal emaneti bu güzel vatanımızı eskiye dönüştürtmeyi, vatanı ve milletiyle sağlanan ulusal bütünselliğimizi sarsarak çözüp bölüştürmeyi dünün işgal yıllarından beridir gündemde tutan ve buna göre oyun oynayan o haçlı emperyalizm; koyun postuna bürünmüş çakal misali hâlâ  dünkü o şer Sevr’in peşindedir.! O haçlı emperyalizm, yine işbirlikçileriyle  sinsi entrikalara, şer kumpaslara yönelmektedir; Büyük Atatürk’ün önderliğiyle ulusal bağımsızlığını edinen, millî kalkınmaya ve laiklikle uygarlaşmaya yönelen bu güzel ülkemizi parçalayıp bölüştürmeye, yeniden dünün o karanlığına, o acı günlere, cehalete, sefalete ve esarete yönlendirme peşindedirler.!

   Kar beyazlığında da karanlığa yönelen emperyalizmin, haçlı irticanın ve yandaşı karanlık güçlerin o sinsi şer entrikaları, o baskıları, o kirli oyunları, şer kumpasları  birçok yurtsever Atatürkçü aydınlarımızı yıldırtamayacaktır.! Dünün o işgal yıllarında İngilizlerin, Saray’ın destek ve teşvikiyle nice yurtsever aydınımızı, vatansever subayımızı tutuklayıp-tutuklarttırıp susturmaya çalışmalarının bu vatanın dirliğini, milletin birliğini bozmaya, biat ettirmeye, esarete yönelikliği nasıl unutulur? O haçlı emperyalizm, işbirlikçileriyle, manda sever piyonlarıyla, Atatürk’e ve Cumhuriyete kindar uzantılarıyla yeniden dünün benzeri komplolarına, ilginç kumpaslara yönelerek aydınlarımızı, subaylarımızı etkisizleştirmeye, ordumuzun ve yurdumuzun dirliğini sarsmaya yönelik yeni yeni kumpaslar sergileyerek milletin zihnini bulandırmaya, işgalden kurtuluşumuzun ve yeniden kuruluşumuzun öncüsü büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten, Atatürkçülük’ten uzaklaştırmaya çalışacaklar.!

   Tarih boyunca bu kutsal vatanımızda gözü olan o haçlı emperyalizmin ve işbirlikçisi haçlı irticanın yanıltmaya çalıştığı cefakâr halkımızın, geleceğimizin teminatı gençliğimizin, bu kara taassubun sinsi şer entrikalarına karşı daima uyanık ve bilinçli olabilmeleri için ulusal önderimiz büyük Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nden ve yol gösterici o nice veciz öğütlerinden ve hatta hakiki özde Atatürkçü aydınlarımızın eserlerinden ve fikirlerinden de çok iyi yararlanmasını istiyoruz.. 

   “Millî egemenlik milletin namusudur, şerefidir, haysiyetidir.” anlayışıyla o işgalden kurtuluşumuzun ve yeniden kuruluşumuzun temini için  Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizi kuran, parlamenter sistemimizi oluşturan, ümmetten millet olma erincine kavuşturan Millî Önderimiz, ulusal rehberimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kılavuzluğunu simgeleyen Atatürk Yolu’nda daima Atatürkçü anlayışla gidilmesini önemsiyoruz.. 

   Atatürkçü anlayış; millî dayanışmadır; aydınlığa, kalkınmaya ve uygarlığa yöneliştir.. Çünkü Atatürkçülük kavramının özünde bayrağımız, hürriyetimiz, vatanımız ve milletimiz için dürüstlük kavramına da, cumhuriyetin kazanımlarına da riayet  etmek zorunluluğu vardır.! Dürüstlük lafla değil, dürüst doğru uygulamayla sağlanır.. Örneğin, ferdi gayretimle ADD Karasu Şubesi’nin oluşumunun ve kuruluşunun gerçekleşmesinin öncülüğünü yapan Kurucu Başkan olarak ben, mevcut yönetimin kimi üyelerinden de aidat ödentisi alacaklısıyken, (ki vaktiyle derneğe üye kaydettiğim) yeni başkan konumundaki muhasebeci Seffa İngenç tarafından düzenlenip Genel Merkeze de sunulan ve 2013’ün 15 Ocak günü bana gelen yazıda; “2012 yılına ilişkin üyelik ödentinizi 31.12.2012 tarihine kadar ödemediğiniz tespit edilmiştir. Dernek Tüzüğümüzün 8/a maddesi hükmüne dayanarak, Yönetim Kurulumuzun (Ek-A)02.01.2013 tarih ve 147 sayılı kararı ile 31.12.2012 tarihi itibariyle Dernek Üyeliğiniz düşürüldü..” denilmektedir! Yılbaşının hemen ardında (onun muhasebe bürosunda) yapılan o toplantıdaki bu tutum(!) neyin dayanışmasıdır? Benim üyeliğimin düşürülüşüne imza atan o yönetimdeki başkan, sayman, yazman ve bir yönetim kurulu üyesinden de ödenti alacaklısı konumundayken borçlu gösterilişim nasıl bir anlayış, nasıl bir insanlıktır? Bu tutum düpedüz bir ruhsuzluk, bir namertlik değil de nedir? Bu yazıyı 2013’ün Ocağında bana gönderen ADD’nin yeni başkanı mali müşavir Seffa İngenç, 2005,2006,2007 yıllarında Derneğe resmen ödentisinin bulunmadığını Dernek Defter ve makbuz kayıtlarından neden tespit edememiştir!? Bu verilere göre seçime katılma, Dernek Yönetimi’ne gelme hakkının bulunup bulunmadığını neden düşünmek istememiştir!? Ki, benim dönemimde, bu yeni başkan muhasebeci Seffa İngenç’in bana fiilen tek kuruşluk bir dernek ödentisi bulunmadığı halde, ben, kuruluşunu gerçekleştirdiğim bu güzide derneğimde üyeliğimin devamlılığı için 2013 yılı 15 Ocak’ta Karasu PTT havalesiyle Dernek başkanlığına 40.ooTL ödenti gönderdiydim.. (Bu havale PTT’den alınmayınca ertesi yıl eylülde geriye aldığım bu miktarı (03.10.2014’te) Genel Merkez’e bağış olarak gönderdim, aidatları da dernek banka hesabına yatırdıydım..)

   Ulusal Tarihimizde “Kar Beyazlığında Karanlık Ocak” tabiriyle adlandırılan bu Ocak Ayı; karanlıklarla, kalleşliklerle, sinsiliklerle, hüzünle dolu bulunan kapkara sayfaları o kar beyazlığıyla nasıl aydınlanacak, nasıl aklanacak?  Kimilerinin “tatil” kabul ettiği “izin”in mahmurluğundan, gaflet uykusundan uyanmak vakti çoktan gelip geçmektedir.!  Karanlıklar; uyuyarak ya da sinsilerin, çakalların, işgal yıllarının heyeti nasihalarıyla, mandacılıkla, müstemleke özlemciliğiyle, AB masalıyla, bop kumpasıyla aydınlanamaz.!

   Ay yıldızlı al bayrağımıza, ulusal bağımsızlığımıza, Türkçemize ve Millî  Temel Eğitim’imize, Türkiye Cumhuriyeti’mize ve Cumhuriyetimizin kazanımlarına onurluca sahip çıkmalıyız.. Bu kutsal Vatanımız için azimle dürüst çalışmalıyız. Emperyalizme, o haçlı emperyalizmin sinsi işbirlikçilerinin dost görünümlü sinsi şer entrikalarına daima karşı durmalıyız; onların takkiyelerine, yalan dolanlarına kanmamalıyız.! 

   Dünün işgalcisi o haçlı emperyalizm ve sinsi şer işbirlikçileri, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nin kuruluşuyla başlayan aydınlık ufuklarımızı yeniden karartmaya, laik çağdaş uygarlık yolumuzdan saptırmaya çalışsalar da;  yürekten, “Atam, Yolundayız!” diyebilmeliyiz ve büyük bir azimle Atatürk Yolu’ndan dosdoğru gitmeliyiz. Atatürk Yolu’ndan giden Uğur MUMCU gibi birçok aydınlarımızın, yazarlarımızın söylemlerinden ve yazılarından da yararlanmalıyız. Çünkü,  Atatürk Yolu’ndan dosdoğru gitmektir her karanlıktan çıkışın yolu ve yeniden aydınlıklara yönelişin başlangıcı..

                                                       Kemal KOÇÖZ (Eğitimci)
                                                                ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) 
                                                                Karasu Şubesi Kurucu (eski) Başkanı

ugur mumcu uğur kemal koçöz
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X