'Çiftçiliğe özendirecek projeler üretilmeli'

Sakarya Ticaret Borsası (STB) Başkanı Adem Sarı, Bu tip krizlerde durmayacak tek sektör tarımdır. Çiftçilik önemi bir kez daha kendini gösterdi. Çiftçi üretirse ülke aç kalmaz” dedi.

'Çiftçiliğe özendirecek projeler üretilmeli'
'Çiftçiliğe özendirecek projeler üretilmeli' Admin
Advert

Başkan Sarı, “Çiftçilik eskiden olduğu gibi hak ettiği değeri tekrar görmeli. Bu salgın bize tarım ve çiftçiliğin ne kadar stratejik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Çiftçilik ek gelir elde etme olmaktan çıkıp meslek haline gelmeli. Çiftçiliğin tanımı yapılmalı. Çiftçiliğe özendirmek için tarımı teşvik edecek projeler üretilmeli. Sakarya ilinde 60 bin ülke genelinde 500 bine ulaşan tarım işletmelerinin çoğunluğunun karlı üretim yapılamayan küçük ve parçalı işletmeler olduğu görülmektedir. Öncelikle çiftçiliğin tanımı tekrar yapılmalıdır. Geçimini sadece çiftçilik yaparak sağlayan kesime destek verilmeli, çiftçiliği ek gelir olarak gören kesim destekler dışı bırakılmalıdır. Küreselleşen Dünya’da içerisinde kaybolduğumuz sanayileşmenin aslında doğayı ne kadar kirlettiği ve doğal kaynaklar olmadığında da hiçbir işe yaramadığı belli olmuştur” ifadelerine yer verdi.

ÜRETİMİ DURDURAMAYIZ

Sarı, “Son 10 yılda köy nüfusu yüzde 71.4, tarım alanları yüzde 5, ekili alanlar ise yüzde 6 azaldı. Tarımda üretimi ve verimliliği arttırmak için köy nüfuslarını arttırmak, dolayısıyla köye dönüş projelerini çeşitlendirmek gerekiyor. Tüm dünyayı saran korona virüs, Covit-19 salgınında nedeniyle tarım ve tarımsal üretim daha fazla önem kazandı. Çiftçi ürettikçe bu ülke aç kalmaz, çiftçi varsa hayat var. İthalattan vazgeçtiğimiz bu günlerde çiftçimiz daha fazla üretmelidir. Üretmeye ve üretimi desteklemeye mecburuz. Üretim sezonunun başında iken boş kalan arazilerimizi değerlendirelim. Sadece Sakarya'da sebze, meyve, hayvansal üretimden sağlanan toplam gelir 5 milyar lirayı buluyor. Tarım bu şehrin ve ülkemizin can damarıdır. Hava ve su neyse toprak da odur. Tarımsal üretim arttıkça hem ülkemiz kazanacak, hem de daha çok ve güvenli gıdanın önü açılacak. Bu yüzden atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması çok ciddi ve önemli olacak” şeklinde konuştu.

GELECEĞİN YILDIZI

Tarımın bugün enerji ile birlikte dünyanın en stratejik sektörü olduğunu dile getiren Sarı, “İnsanoğlunun hayatını sürdürebilmesinin vazgeçilmez unsuru tarım ve gıda üretimidir. Bugün 7,6 milyarı aşmış olan dünya nüfusu 2050’ye kadar 2 milyar daha artacak ve 9,6 milyara çıkacak. Hem nüfus artıyor, hem de tüketim eğilimleri değişiyor. Gıda talebi nüfusun çok üzerinde artıyor. Ortaya çıkacak talebin karşılanması için 2050 yılına kadar gıda üretiminin yüzde 60 oranında artması gerektiği hesaplanıyor. Buna karşın tarım alanları artmıyor. Dünyadaki toplam karasal alanın sadece yüzde 10’unda tarımsal üretim yapılabiliyor. Bu kısır döngünün aşılmasının tek yolu tarımda verimliliği arttırmaktır. Birim alanda daha fazla ürün elde etmek. Ülkemiz, tarımda, olağanüstü potansiyeli ile geleceğin yıldızı olabilecek bir durumda. Kuzey Afrika, Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya, Rusya ve Orta Asya’nın içinde bulunduğu 700-800 milyon insanın yaşadığı ve gıda açığı bulunan bir coğrafyanın tam ortasında yer alıyoruz. Bu ülkelerin rahatlıkla gıda açığını kapatabilecek potansiyele sahibiz”  diye belirtti.

BAĞIMLI HALE GELİRİZ

Sarı, “Tarım alanlarının tamamının kullanılarak tarımsal üretimin arttırılması gerekmektedir. Artan nüfusla birlikte köyden kente göçler her geçen yıl artıyor. Öyle ki son 10 yılda köy nüfusu yüzde 71,4 azaldı. Artık çok az insan köyde kalıcı olarak kalmayı düşünüyor. Son 10 yılda ise tarım alanları 23.5 milyon hektara gerileyerek, yüzde 5 azalırken ekili alanlar da yüzde 15.4 milyon hektara gerileyerek yüzde 6 azaldı. Bu gidişatı durdurmak için köye dönüş projeleri çeşitlendirilerek geliştirilmeli. Mevcut projeler daha cazip hale getirilmeli, bu teşvikler daha çok kişiye ulaşmalı. Çünkü tarım yoksa üretim de yoktur ve kırsal alanlarda çiftçi, üretici kalmazsa dışa bağımlı hale geliriz. Köyüne dönüp tarım ve hayvancılık yapmak isteyenler için köye dönüş projelerindeki yaş sınırının kaldırılmalı” ifadelerine yer verdi.

ÜRETİCİ KORUNMALI

Sarı, “Ülkemizde köylerin nüfusu her yıl ortalama 100 bin civarında büyük şehirlere göç sebebiyle azalıyor. Tarımsal üretime ve hayvancılığa hız kazandırmak için köye dönüş projelerinin önü açılmalı. Kentten köye göçü teşvik eden projelere katılımın artması sağlanmalı. Bunun için de maddeler güncellenmeli. Maddeler arasında bulunan yaş kıstası kalkmalı. Köyüne dönüp çiftçilik, hayvancılık yapmak isteyen herkes için bu yaş sınırı kaldırılmalı. Üreticiyi korumalıyız. Yiyeceğimizi üreten çiftçinin refahı arttırılırsa, bu zincirleme olarak sofralarımıza kadar yansır. Bu sebeple köye dönüş projelerinin yanında, tarım destekleri de arttırılarak güncellenmeli” dedi. 

Başkan Sarı, “Çiftçilik eskiden olduğu gibi hak ettiği değeri tekrar görmeli. Bu salgın bize tarım ve çiftçiliğin ne kadar stratejik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Çiftçilik ek gelir elde etme olmaktan çıkıp meslek haline gelmeli. Çiftçiliğin tanımı yapılmalı. Çiftçiliğe özendirmek için tarımı teşvik edecek projeler üretilmeli. Sakarya ilinde 60 bin ülke genelinde 500 bine ulaşan tarım işletmelerinin çoğunluğunun karlı üretim yapılamayan küçük ve parçalı işletmeler olduğu görülmektedir. Öncelikle çiftçiliğin tanımı tekrar yapılmalıdır. Geçimini sadece çiftçilik yaparak sağlayan kesime destek verilmeli, çiftçiliği ek gelir olarak gören kesim destekler dışı bırakılmalıdır. Küreselleşen Dünya’da içerisinde kaybolduğumuz sanayileşmenin aslında doğayı ne kadar kirlettiği ve doğal kaynaklar olmadığında da hiçbir işe yaramadığı belli olmuştur” ifadelerine yer verdi.

 

ÜRETİMİ DURDURAMAYIZ

Sarı, “Son 10 yılda köy nüfusu yüzde 71.4, tarım alanları yüzde 5, ekili alanlar ise yüzde 6 azaldı. Tarımda üretimi ve verimliliği arttırmak için köy nüfuslarını arttırmak, dolayısıyla köye dönüş projelerini çeşitlendirmek gerekiyor. Tüm dünyayı saran korona virüs, Covit-19 salgınında nedeniyle tarım ve tarımsal üretim daha fazla önem kazandı. Çiftçi ürettikçe bu ülke aç kalmaz, çiftçi varsa hayat var. İthalattan vazgeçtiğimiz bu günlerde çiftçimiz daha fazla üretmelidir. Üretmeye ve üretimi desteklemeye mecburuz. Üretim sezonunun başında iken boş kalan arazilerimizi değerlendirelim. Sadece Sakarya'da sebze, meyve, hayvansal üretimden sağlanan toplam gelir 5 milyar lirayı buluyor. Tarım bu şehrin ve ülkemizin can damarıdır. Hava ve su neyse toprak da odur. Tarımsal üretim arttıkça hem ülkemiz kazanacak, hem de daha çok ve güvenli gıdanın önü açılacak. Bu yüzden atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması çok ciddi ve önemli olacak” şeklinde konuştu.

 

GELECEĞİN YILDIZI

Tarımın bugün enerji ile birlikte dünyanın en stratejik sektörü olduğunu dile getiren Sarı, “İnsanoğlunun hayatını sürdürebilmesinin vazgeçilmez unsuru tarım ve gıda üretimidir. Bugün 7,6 milyarı aşmış olan dünya nüfusu 2050’ye kadar 2 milyar daha artacak ve 9,6 milyara çıkacak. Hem nüfus artıyor, hem de tüketim eğilimleri değişiyor. Gıda talebi nüfusun çok üzerinde artıyor. Ortaya çıkacak talebin karşılanması için 2050 yılına kadar gıda üretiminin yüzde 60 oranında artması gerektiği hesaplanıyor. Buna karşın tarım alanları artmıyor. Dünyadaki toplam karasal alanın sadece yüzde 10’unda tarımsal üretim yapılabiliyor. Bu kısır döngünün aşılmasının tek yolu tarımda verimliliği arttırmaktır. Birim alanda daha fazla ürün elde etmek. Ülkemiz, tarımda, olağanüstü potansiyeli ile geleceğin yıldızı olabilecek bir durumda. Kuzey Afrika, Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya, Rusya ve Orta Asya’nın içinde bulunduğu 700-800 milyon insanın yaşadığı ve gıda açığı bulunan bir coğrafyanın tam ortasında yer alıyoruz. Bu ülkelerin rahatlıkla gıda açığını kapatabilecek potansiyele sahibiz”  diye belirtti.

 

BAĞIMLI HALE GELİRİZ

Sarı, “Tarım alanlarının tamamının kullanılarak tarımsal üretimin arttırılması gerekmektedir. Artan nüfusla birlikte köyden kente göçler her geçen yıl artıyor. Öyle ki son 10 yılda köy nüfusu yüzde 71,4 azaldı. Artık çok az insan köyde kalıcı olarak kalmayı düşünüyor. Son 10 yılda ise tarım alanları 23.5 milyon hektara gerileyerek, yüzde 5 azalırken ekili alanlar da yüzde 15.4 milyon hektara gerileyerek yüzde 6 azaldı. Bu gidişatı durdurmak için köye dönüş projeleri çeşitlendirilerek geliştirilmeli. Mevcut projeler daha cazip hale getirilmeli, bu teşvikler daha çok kişiye ulaşmalı. Çünkü tarım yoksa üretim de yoktur ve kırsal alanlarda çiftçi, üretici kalmazsa dışa bağımlı hale geliriz. Köyüne dönüp tarım ve hayvancılık yapmak isteyenler için köye dönüş projelerindeki yaş sınırının kaldırılmalı” ifadelerine yer verdi.

 

ÜRETİCİ KORUNMALI

Sarı, “Ülkemizde köylerin nüfusu her yıl ortalama 100 bin civarında büyük şehirlere göç sebebiyle azalıyor. Tarımsal üretime ve hayvancılığa hız kazandırmak için köye dönüş projelerinin önü açılmalı. Kentten köye göçü teşvik eden projelere katılımın artması sağlanmalı. Bunun için de maddeler güncellenmeli. Maddeler arasında bulunan yaş kıstası kalkmalı. Köyüne dönüp çiftçilik, hayvancılık yapmak isteyen herkes için bu yaş sınırı kaldırılmalı. Üreticiyi korumalıyız. Yiyeceğimizi üreten çiftçinin refahı arttırılırsa, bu zincirleme olarak sofralarımıza kadar yansır. Bu sebeple köye dönüş projelerinin yanında, tarım destekleri de arttırılarak güncellenmeli” dedi. Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi

 

 

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Toplu taşımada yolcu sınırlaması kaldırıldı
Toplu taşımada yolcu sınırlaması kaldırıldı
İki kurala uyulmazsa vakalar artar
İki kurala uyulmazsa vakalar artar