Advert
Vatandaşı kandıran kandırana
Sedat Balta

Vatandaşı kandıran kandırana

Bu içerik 1215 kez okundu.
Advert

VATANDAŞI KANDIRAN KANDIRANA
Tosuncuğu kandırır, politikacısı kandırır, cemaat şıhları kandırır. En son Karasu Kaymakamı Aziz Mercan'ın uyarısıyla anlaşıldıki Karasu Denizköy ve Camitepe'de hazineye ait taşınmazlar kendilerini Milli Emlak Müdürlüğü çalışanı olarak tanıtan dolandırıcılar tarafından satılıyor. Vatandaş da paşa paşa alıyor. 
Kaynarca Karaboğaz Sahili'nden de pis kokular geliyor. Benzeri dedikodular aralarında ilçedeki memurların da bulunduğu bazı kişilerce bölgede arsa spekülasyonları yapıldığı şeklinde kulağımıza geliyor. 
Rantçıların iştahını kabartan Karaboğaz Sahili daha 1970'li, 80'li yıllarda Milliyet Gazetesinin pazarlama şirketi olan MİLPA tarafından satılmıştı. Bastırılan albenili broşürlerle İstanbul ve Ankara ağırlıklı olmak üzere parsel parsel satılan kumsal alanların başına bela olmuştu. 
Broşürdeki resimlere inanıp hiç görmeden arsaları satın alanların çoğu üniversite öğretim üyesi, avukat, gazeteci, doktor gibi okumuş yazmış kesimdi. 
Yani bu ülkenin yalnız garibanı, cahili değil okumuş yazmışının da dolandırılmakta üstüne yoktur(!)
Karaboğaz sahilindeki arsaları alanlar bir süre sonra merak edip sahili görmeye gittiklerinde uçsuz bucaksız kumsalla karşılaşmışlar tüm çabalarına karşı satın aldıkları arsaların yerini tespit edememişlerdi. 
Kimisi harita mühendislerinden yardım istemiş, para ödeyerek yerlerini tespit ettirmişler ancak inşaat yapmanın mümkün olmadığı kımıl kımıl kumsaldaki yerlerine bakıp dövündüler. 
1984 Yılında bir yandan Marmara İletişim Fakültesi'nde gazetecilik okurken bir yandan da Güneş Gazetesi Yayınlarında redaktörlük yaptığım günlerdi. Yayınevinin editörlerinden Eser Tutel benim Kaynarcalı olduğumu öğrenince kayınpederinden eşine Karaboğaz Sahili'nde bir arsa kaldığını görmesinin mümkün olup olmadığını sormuştu. 
Kendisine durumu anlatınca sevinci kursağında kalmıştı. Yıllarca Kaynarca Belediyesi'ne vergisini ödediği arsasını bulması bir türlü mümkün olamamıştı. 
Milpa'dan alınan arsaların tapusu vardı, vergisi ödeniyordu ancak kimi arsa kumların ortasında, kimi denizin içinde çıkıyordu. 
TOÇOĞLU'NUN 3 YIL ÖNCE VERDİĞİ SÖZ
Gazetecilikte 'Fikri Takip' diye bir şey vardır. Verilen sözleri, müjdelerin akıbetini takip etmek, haberinin peşini bırakmama anlamına gelir. 
Fikri takip yapalım ve 3 yıl önce haberini yaptığımız bir sözün tutulup tutulmadığını sorgulayalım.
Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu 3 yıl önce Karaboğaz Sahili'nde turizm yatırımlarına başlayacağının müjdesini vermişti. 
Toçoğlu şöyle demişti: "Karaboğaz ve Kaynarca sahilleri için de gerekli adımları atacağız. Sahilleri hemşerilerimizi çok yönlü imkanlarla buluşturan birer sosyal donatı bölgeleri haline getireceğiz. Sahiller mavi bayrakla buluşmalarının ötesinde şehrimiz turizm potansiyeli için de birer itici güç halini alacak. Şehrimize hayırlı olsun."
Verilen sözlerin üzerinden 3 yıl geçti. Karaboğaz Sahili'ne çivi çakılmadı. 
HACAMAT DEYİP GEÇMEYİN
Eskiden kocakarı ilaçları dediğimiz 14 geleneksel yöntem artık resmileşti. Sülük, akupunktur, hipnoz, bardakla çekme, hacamat, refleksoloji, müzik terapi bunlardan bazıları.
Eskiden vatandaşın doktorsuzluktan başka çaresi olmadığından yaptırdığı uygulamalar artık devlet hastanelerinde. 
İlkokul 3'üncü sınıfta teneffüste arkadaşlarımızla dondu oynuyoruz. Koştururken ayağım nasıl olduysa iki kız arkadaşın ayağının arasına sıkıştı, birisi de üzerine düşünce kırıldı. 
Hastane yerine kırıkçı çıkıkçı diye anılan Ahmet amcaya götürüldüm. Ayağım sarıldı. Evde kımıldamadan yatmam tembih edildi. Çocukluk rahat durmadım ayağım yanlış kaynamış. Bir kez daha kırılıp kemiğin yerine getirilmesi gerekiyor. 
Babam Kırıkçı Ahmet'i eve getirdi. Bıçakla kamışları kesiyor. Ben ayağımı kesecek zannedip ağza alınmayacak küfürlerle, ana avrat küfrediyorum. Kimse beni zaptedemiyor.
Babam başedemeyince, Kaynarca ilkokulu'nun efsane müdürü Salih hoca'yı eve getirdi. Salih hoca kasabanın çocuklarının korktuğu; korkmakta da haksız olmadığı biri. En küçük suçta çocukların kulaklarını iki anahtarın arasına alır kıstırır kıvrandırırdı. İki dönüm uzaktan görsek kaçardık. 
Salih hoca bende narkoz etkisi yaptı. Kırıkçı Ahmet ayağımı kütüğün üstüne koydu kırdı. Sonra kemikleri yerine oturttu. Ve ben bunlar olur biterken gık demedim.
Alternatif tıp işe yaramıştı. Kırıkçısı, narkozcusu ile yapılan operasyondan sonra ayağım hızla iyileşti.
Hükümetimiz haklı olabilir, hacamat deyip geçmeyin...
DİNLE KÜÇÜK ADAM!
"Korkuyorsun Küçük Adam; sana vereceklerini vaat ettikleri yetkiden korktuğun gibi korkuyorsun. Bu
yetkiyi nasıl kullanacağını bilemezsin. Başka bir biçimde yaşayabileceğini düşünmeye cesaret
edemiyorsun: Koyun gibi güdülmek yerine özgür yaşamak, taktikler uygulamak yerine açık davranmak,
bir hırsız gibi gecenin karanlığında sevmek yerine açık açık sevebilmek düşüncelerine yer vermiyorsun
kafanda. Kendini küçümsüyorsun, Küçük Adam. «Ben kim oluyorum da kendi görüşüm olacakmış, kendi
yaşamımı kendim saptayacak ve dünyanın benim olduğunu açıklayacakmışım,» diyorsun. Haklısın; sen kim
oluyorsun da kendi yaşamın üzerinde hak sahibi olmak isteyeceksin? "(Reich'in Dinle Küçük Adam adlı eserinden)

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X