Advert
Torpil Türkiye'nin en büyük düşmanı
Sedat Balta

Torpil Türkiye'nin en büyük düşmanı

Bu içerik 1248 kez okundu.
Advert

TORPİL TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK DÜŞMANI
Türkiye her tür 'torpil'in yüksek düzeyde geçerli olduğu bir ülke!
Bakanlar Kurulu'na bakan atamaktan, en alt düzeyde devlet kurumuna işçi atamaya kadar bu maalesef böyle...
Bu durumun sonucunda Türkiye'nin kurumları ehliyetsiz, liyakatsiz, çapsız adamların yönetimine terk edilmiş durumda. 
Rahmetli Bülent Ecevit dürüstlüğünü kanıtlamış bir siyasetçi olarak KPPS'yle bunun önüne geçmek istemişti. Amacı hak edenin hak ettiği yere gelmesini sağlamaktı. 
Ama allem edildi kullem edildi bu yasa da delindi. Kendi yandaşlarına iş sağlamak için hakkaniyet ilkesi çiğnendi. 
Mülakat adı altında işinin ehli insanların önü kesildi. 
Devlette partizanlık, hemşehricilik, mezhepçilikde sınır tanınmıyor. 
Torpil her yerde(!) Ama bu torpil adalet, hakkaniyet değerlerini patlatıp, unufak etmekle kalmıyor; devletin temellerini dinamitliyor. 
Adaletin olmadığı yerde huzurdan toplumsal barıştan söz bile edilemez. 
Torpil, PKK'nın, FETÖ'nün ve tekmili bütün terör örgütlerinden daha büyük zarar veriyor bize.
Bu anlamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liyakatlı kişilere görevleri teslim edeceğiz sözü sevindirse de; Hazine ve Maliye Bakanlığı'na damatı Berat Albayrak'ı ataması, oğlu Bilal ve kızlarının yakın arkadaşlarına bakanlık görevi vermesi endişelendirdi. 
FETÖCÜ hainlerin bu ülkeye verdikleri en büyük zarar 15 Temmuz'daki darbe girişimlerinden çok, sınav sorularını çalıp devletin en önemli görevlerine cemaat üyelerini getirmek olmuştur. 
FETÖCÜ hainlerin yaptığı torpili, belediyelerin, diğer devlet kurumlarının yapması ülkemizde yarattığı tahribat açısından farklı olamaz. 
ŞEYHİ OLMAYANIN ŞEYHİ ŞEYTANMIŞ(!)
Fetöcü ya da diğer cemaatlerin İslam'da olmayan, ruhuna aykırı ruhban sınıfını oluşturmak için kafalara soktuğu bir söz vardır: "Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır."
Aydın ilahiyatçılarımızdan Trabzon Sürmene doğumlu ancak bir yanıyla Kaynarcalı hemşehrimiz Mehmet Sait Tandoğan bir makalesinde şöyle yazmış: "Kur'anın en büyük amacı insanı kula kul olmaktan kurtarmaktır.... Cemaat önderliğine soyunan insanlar diyorlar ki; "Eğer doğrudan Allah'a bağlanmaya kalkışırsanız. Şeytana bağlanmış olursunuz. Arada mutlaka bir şeyh, bir murşit olmalıdır"
Bu sapık düşünceye kapılanlara da Ulu Allah şu tarz bir cevap veriyor: "Ama unutmayın ki, benim velim, savunucum kitabı indiren Allah'tır. Çünkü dürüst ve akidesi sağlam olanları o savunacaktır.
Oysa ki, O'nun dişında yalvarıp yakardıklarınız ne size yardım edebilirler ne de kendilerine yardımları dokunabilirler. 
Ve eğer yol göstersinler diye onları veli/dost ediniyor, aracı kılıyorsanız, sizi duyamazlar bile, ve sanırsın ki, sana bakıyorlar, fakat onlar göremezler." (Kur'an-ı Kerim A'raf: 196 - 198)
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi Türkiye şeyhler müridler, meczuplar ülkesi olmamalı. Tek yol gösterici bilim olmalı.
Sapkın bir cemaatin şeyhi kendini mehdi ilan eden Adnan Hoca'ya yapılan operasyonda geç bile kalındı. 
Adnan Oktar sapkın da diğerleri sütten çıkmış ak kaşık mı? Onlara sıra gelmeli...
SARI BASIN KARTI
Yeni Türkiye'de Basın Yayın Enformasyon Kurumu'nun kapatılıp yerine Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'nin kurulması gazetecilik mesleğimiz açısından büyük bir handikaptır. Aynı şekilde özellikle yerel basına sağladığı destekle kontrol altında tutan Basın İlan Kurumu da direk yürütmeye bağlandı. 
Basınla ilgili kurumların özerk olması gerekirken direk yürütme organına bağlanması; hatta sarı basın kartlarının Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'nin onayından geçecek olması basın özgürlüğüne büyük bir darbedir. 
Unutulmamalıdır ki, özgür basın demokrasinin olmazsa olmaz koşullarından biridir. 
Ben kişisel olarak buradan alınacak bir sarı basın kartını reddediyorum(!)
Burdan alınacak sarı basın kartları sahte anlamıyla özdeşleşen sarı sendikacılığın bir benzerini sahte basını kurmayı yaygınlaştıracaktır...

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X