bursa escort denizli escort bayan bursa escort bayan gaziantep escort bayan istanbul escort bayan atasehir escort izmir escort bayan izmir escort istanbul escort

Advert
Advert
Suriyeli gazetecinin söyledikleri
Sedat Balta

Suriyeli gazetecinin söyledikleri

Bu içerik 1181 kez okundu.
Advert

SURİYELİ GAZETECİNİN SÖYLEDİKLERİ

Ankara’da 4 gün süren Medya ve Mülteciler Basın Buluşmaları toplantısını Adapazarı Akşam Haberleri adına izledim.

Üç gün süren toplantılarda 10’a yakın konuşmacıdan aklımda en çok kalan Suriyeli bir gazetecinin söylediği şu cümleler oldu: “Sizden Ensar olmanızı beklemiyorum ancak işimizi zorlaştırmayın. Biz Suriye’de özgürlük için meydanlara çıktık. Barışçıydık. Onlarca yıldır Hafız Esad sonrasında oğul Esad tek konuşan olmuştu. Tek ses vardı. Biz de kendimizi ifade etmek istedik. Barışçı gösteriler sürerken ABD’li, Rus, İngiliz casuslar ülkeyi kan gölüne döndüren iç savaşı başlattılar. Biz ailelerimizin ve kendimizin canını kurtarmak için Türkiye’ye sığındık. Burada gazete çıkartıyoruz diktatörlükle mücadele ediyoruz. Bizi anlayışla karşılayın.”

Mülteci Destek Derneği (MUDEM) Genel Koordinatörü Safa Karataş 3 buçuk milyonu bulan Suriyeliler başta olmak üzere Türkiye’deki 4 milyon mülteciyle ilgili neler yaptıklarını paylaştı.

Karataş, “Doğrudan insanlara anadilinde ulaşabilmek adına hukuki danışmanlık, psiko-sosyal destek faaliyetleri ve bununla beraber en önemli faaliyetlerden bir tanesi belki genel halkla uyum ve bütünleşme faaliyetleri gibi faaliyetler yürütüyoruz. Sosyal barışa katkı sunduğumuz düşünüyoruz. En azından böyle bir çabamız var. Bu anlamda mültecilerin Türkiye'deki entegrasyonu ve uyumu da bizim için hayli önemli bir konu” dedi.

SGDD Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak ise dernek hakkında verdiği kısa bilgilerin ardından mültecilerle ilgili doğru terminoloji ve kavramların kullanımı hakkında bir sunum yaptı. Göçmen, mülteci, sığınmacı ve geçici koruma ile ilgili tanımları anlatarak, medyadaki yanlış kullanımların en aza indirilmesi gerektiğini belirten Kavlak, basında yer alan her haberin insanların bakış açısını doğrudan değiştirdiğine de dikkat çekerek, “Mültecilerle ilgili medyada yer alan her haber algıyı yönlendirmektedir. Bu konuda gerçekten hassasiyet gösterilmesi gerekiyor” diye konuştu.

2. Dünya Savaşı'ndan sonra özellikle Avrupa'da çok ciddi bir nüfus hareketliliğinin oluştuğunu ve bu nüfus hareketleri evresinde ülkelerin sınırlarının değiştiğini ifade eden İbrahim Vurgun Kavlak, “İnsanlar yer değiştirdi ve işte bu yer değiştirmelerden kaynaklı sıkıntıları çözebilmek amacıyla ülkelerde konuya uluslararası çözüm getirme arayışı içerisine girdiler. Ardından 3 kalıcı çözüm tespit etmiş oldular. Bunlardan birincisi gönüllü geri dönüş, ikincisi yerel bütünleşme, üçüncüsü de üçüncü bir ülkeye yerleştirme. Gönüllü geri dönüş dünyada en fazla uygulanan çözüm olmakta. Yani kişilerin ülkelerindeki mültecilik yaratan sebepler ortadan kalktığında gönüllü olarak ülkelerine geri dönmesi. İkincisi yerel bütünleşme dediğimiz konu. Yerel bütünleşme, kişilerin sığındıkları ülkelerin kültürlerine, sosyal yapısına uyum sağlama süreçlerinin sonunda mültecilik statüsü de alarak ve devamında da belki vatandaşlığa geçmeleriyle son bulacak bir bütünleşme durumudur. Bu henüz Türkiye'de çok mümkün olmayabiliyor. Bunun da sebebi Türkiye'nin yine 1951 Cenevre sözleşmesine coğrafi bir kısıtlama ile imza atmış olması. Türkiye, Avrupa Konseyi'ne üye olan ülkelerin dışından gelen kişilere mülteci demiyor. Üçüncü olarak, üçüncü bir ülkeye yerleştirme konusunda ise her yıl ülkeler Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne belli kotalar belirlerler ve belirlenmiş olan bu kotalar çerçevesinde mülteci statüsü tanınmış olan kişiler Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği aracılığıyla bu ülkelere yerleştirip üçüncü bir ülkede hayatlarına devam ederler. Bu aslında dünyada en az uygulanan çözüm. Toplam mülteci nüfusunun sadece yüzde biri üçüncü ülkeye yerleştiriliyor” dedi.

Sarıkaya: “Gelin hep beraber kullandığımız dile dikkat edelim”

Kavlak’ın ardından yerel medya mensuplarıyla bir araya gelen HABERTÜRK yazarı

Muharrem Sarıkaya da ‘Medya ve Etik’ konusunda bir konuşma yaptı. Son dönemde, Suriyeliler üzerinde sansasyonel haberciliğin daha da arttığını dile getiren Sarıkaya, “Suriyelilerle ilgili en büyük bu etik sorun toplumun bir kısmının belki de umurunda bile değil. Etik yok olduğunda çatışma çıkıyor ve bu da tam anlamıyla ahlaki çöküşe yol açıyor. Peki biz, bu dili nasıl düzeltiriz? Biz medya olarak nasıl bir davranış, tutum sergileyeceğimizi kendimizin tayin etmesi gerekiyor. Burada en önemli unsur da kültür ve dilde ortaya çıkıyor. Gelin hep beraber kullandığımız dile dikkat edelim ve onlara hitap ederken kullandığımız kafa karıştıran söylemlerden vazgeçelim” şeklinde konuştu.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X