Advert
Advert
Advert

128 milyar dolar tam da bugünler içindi

29 Nisan itibarıyla ‘tam kapanma’ isimli ancak sıkı kapanma anlamına gelen bir uygulamaya geçiliyor. Ramazan Bayramı sonuna kadar uygulanacak ve belki de bilindik nedenlerle 19 Mayıs da içine dahil edilecek. Hâlbuki bir yıldır pandemi süreci içerisindeyiz, yavaş da olsa aşılama başladı ve Sağlık Bakanlığı verilerine göre vaka ve vefat sayılarında zirveden döndük. MURAT KUBİLAY'IN YAZISI...

128 milyar dolar tam da bugünler içindi
128 milyar dolar tam da bugünler içindi Admin
Bu içerik 913 kez okundu.
Advert

Türkiye geçen yılın yaz aylarında vaka sayılarında ‘alışılmadık bir başarı’ gösterdi, hatta sorgulayıcılığı yetersiz kalan bazı Batılı medya kuruluşları da bununla ilgili haber yaptı. İlerleyen aylarda bu ‘alışılmadık başarı’ hikâyesinin ardında veri tanımlarıyla ilgili muğlaklık olduğunu gördük. Hesap, hem yetersiz maddi desteklere rağmen kamuoyunda iktidar partisinin desteğini artırmak hem de gelişmiş ülkelerden Türkiye’ye turist akışını sürdürmekti. Buna rağmen beklenen gerçekleşmedi, 2020 yılının tamamında turizm geliri yüzde 65 düştü. Veri tanımlamadaki hinliğin itirafı da turizm sezonunun bitiminde geldi.

Bu hafta en sıkı döneme geçiyoruz. Sıkılık düzeyi tartışmalı, çünkü doğrudan müşteri temaslı sektörler hariç çalışma hayatı devam edecek. 

“Sokağa gezmek için çıkmayın, çıktığınızda hizmet alabileceğiniz sektörler de kapalı olacak. Esnek çalışmaya müsait işiniz varsa evde kalın ve şehirler arası seyahat yapmayın. Bu esnada gelir kaybınız varsa göz ardı edin; devletin size en fazla verebileceği (aslında devlete değil çalışanlara ait) İşsizlik Sigortası Fonu’ndan kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin ödeneği ve işsizlik ödeneğidir, merkezi bütçeden fazlasını beklemeyin.”

Reklam

Verilen bu mesajın derin yoksulluk içerisine sürüklenen Türkiye’deki durumu ne derece kötü hale getirebileceğini hayal gücünüze, uygulamanın yeterlilik düzeyini ise halk sağlığı uzmanlarına bırakıyorum.

Ben bu tercihin nedenlerine odaklanmak istiyorum.

Kasım 2020 başında ekonomi yönetimindeki değişimlerden önce ısrarlı yanlış politikalar neticesinde sürdürülemez ekonomik model zorlanıyor ve neticesinde Türkiye dış ödemeler dengesi krizine doğru yol alıyordu. Bu durumun döviz kuru ataklarıyla karşılaştırılmaması gerektiğini vurgulamalıyım. Çünkü kur ataklarına ek olarak döviz yoksunluğundan ötürü dış borç ödemeleri risk altına giriyor ve zorunlu ithalatın dahi gerçekleştirilmesinde sorunlar yaşanıyor. Hatta işin daha kötüye gitmesi ihtimaline karşı sermaye kontrolü gibi önlemlerle yurt içinde kalan döviz stokunun el koyulmadan ancak kullanım hakkı kısıtlanarak en gerekli yerlere tahsisi için şok kararlar alınabiliyor. 

Türkiye 1931’de Büyük Buhran sonrasında Osmanlı borçlarından ötürü, 1958’de ise bugünküne benzer plansız ve sürekli dış açık veren ekonomi modelinden ötürü bu sorunları yaşadı. Çok derinleşmeden ama sarsıcı günlerden sonra aşabildi.

En fecisini ise 1978-80 arasında yaşadı. Demirel’in ifadesiyle 70 sente muhtaç kalındı; dış borçlar için Paris Kulübü’ne gidilerek ulusal onurdan feragat edildi, sosyalizm endişesinden ötürü IMF’nin kapattığı kapılar zorlandı. İthalat yapılamayınca temel tüketim maddelerinde bile kuyruklar oluştu ve döviz karaborsaya düştü. Türkiye ekonomi tarihinin en kötü kriziydi; 1980’de sermayeyi ve serbestleşmeyi ön plana alan 24 Ocak 1980 kararlarının kabulüyle 12 Eylül 1980 darbesiyle çalışanlar aleyhine düzenlemelerin uygulanmasıyla ancak ve refah kaybı pahasına atlatılabildi.

Günümüzde sıklıkla hatırlatılan 1994-2001 döneminde ise sürekli IMF anlaşması yapılabildiği için 1999’daki Marmara depreminin dahi ardından ödemeler dengesi krizi riski oluşmadı. 2018’deki krizle birlikte döviz kuru atağı yaşansa da pandemi başlayana kadar bu risk gündeme hiç gelmedi. Hatta 2020 yılının yaz aylarına kadar arka planda kalan bir senaryoydu.

Ancak yanlış ekonomi modelinin kötü uygulanması ve pandemi gibi olağanüstü bir durum kaynaklı ödemeler dengesi krizi çok geçmeden ihtimaller içerisine girdi. Kasım 2020’de ekonomi yönetiminin normalleşmeye gitmesiyle bu ihtimal neredeyse kayboldu. Fakat Mart 2021’deki Merkez Bankası başkanı değişimi ve ekonomi yönetiminde Albayrak dönemine dönüş ihtimaliyle bir kez daha konuşulmaya başladı.

Türkiye’de devletin, büyük holdinglerin ve bankaların kredi derecelendirmesini yapan Moody’s Eylül 2020’de uyarmıştı, Mart 2021’de ona S&P de katıldı ve Fitch biraz daha iyimser olarak bankaların borcu döndürmesinde sorun yaşayabileceğini vurgulamakla yetindi. Üç kurum da ödemeler dengesi krizini ve ardından bir sermaye kontrolünü ana senaryo olarak görmüyor ama ihtimal dışı görmüyor. Ben de tam bu görüşteyim.

Gelelim dün gece açıklanan ‘tam kapanma’ isimli sıkı kapanmaya.

Rekor vaka ve vefat sayılarıyla birlikte aşılama öngörülenin altında gidiyor. Üstelik dış politik riskler nedeniyle bu durum ana net döviz sağlayıcı sektörümüz turizmde büyük kayıp ihtimalini artırıyor. Rusya seyahat yasağı koydu, ABD tavsiye etmiyor ve AB aşı pasaportuyla birlik içindeki turizmi teşvik ediyor. Britanya’nın da vakalar hakkında temkinli olduğu söyleniyor.

Özetle, döviz yokluğu ve turizmin bu yıl da boş geçmesi ihtimalinin belirmesiyle diğer ülke yönetimlerini ikna edecek aşılama düzeyi ve vaka sayısının başarılması gerekiyor.

Şüphesiz bu konu Türkiye’nin kendi vatandaşlarının sağlığından bağımsız değil; ancak vakalar zirvedeyken alınmayan ve turizmin mevsimsel olarak kapalı olduğu dönemde konuşulmayan önlemlerin bu döneme rastlamasının başka açıklaması bulunmuyor. Üstelik Ramazan ayında ekonomik aktivitenin özellikle hizmetler sektöründe geleneksel olarak zayıf seyretmesi bu durumun maliyetini azaltıyor. Ötesi Türkiye’ye gelen yabancı turistler hiçbir sınırlamaya tabi tutulmuyor. Yerli turistler ise döviz sağlamadığı için aynı imkânlardan muhtemelen faydalanamayacak.

Özetle Türkiye’nin döviz ihtiyacı var ve ödemeler dengesi krizi riski ihtimali artmış durumda. 

Peki, ya 128 milyar dolar?

İşte o döviz rezervleri tam da bugünler içindi; 2019’da yerel seçim kazanmak için değil veya pandeminin henüz başında Türkiye ile benzer durumdaki ülkelerde de eş anlı şoklar yaşanırken tsunami dalgasına taşla karşı koymak için değil. Hele de dolar kurunda 6,85 olarak belirlenmiş, ancak neden ve nasıl seçildiği bilinmeyen ve büyük hezimetle sonuçlanmış bir kur seviyesi savunması için hiç değil. Bu dövizlere en çok bugün ihtiyacımız vardı ve artık elde kalan swaplar hariç net eksi 49 milyar dolar tutarında döviz ve altın rezervi. 

Turizmdeki hayal kırıklığı ihtimaliyle vadesi bir yıldan kısa dış borç stokunun da 192 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını da hatırlatalım.

Özetle, bugünkü kapanmanın arkasında döviz yokluğu ihtimali, bu ihtimale yol açan hatalı model ve ekonomi yönetimi var.

İşte bu nedenle 128 milyar dolar vakasını unutturmamak gerekiyor. 

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GÜLHAN GÜLSER     2021-04-30 BEN KAYNARCA DAN HABER ALABİLMEK İÇİN BU SİTEYİ TAKİP EDİYORUM KEŞKE SİYASETE GİRMESENİZ
Bedri Safa Kaymak     2021-04-29 Ne kadar uzun yazmış boş vakti çok heralde bu hacı abinin, okumadım aşağıya kaldırırken bile parmağım yoruldu ????‍♂️
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Belediye Başkanı biberiye hasatı yaptı...
Belediye Başkanı biberiye hasatı yaptı...
Devrilen traktörün altında hayatını kaybetti
Devrilen traktörün altında hayatını kaybetti