EKONOMİ
Giriş Tarihi : 08-11-2021 16:19   Güncelleme : 08-11-2021 16:19

Çifçinin üretim heyecanı kalmadı

Üreticinin heyecanını kaybettiğini dile getiren Sakarya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Ali Şener Bayraktar, “Yüksek maliyetlerle tarlasını eken çiftçi hasat zamanı attığı tohumu bile alamadı. Bu da külliyen zarar demek” dedi.

Çifçinin üretim heyecanı kalmadı

“HEYECAN KALMADI”

Sakarya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Ali Şener Bayraktar, artan maliyetler karşısında üreticilerin yaşadığı sıkıntılar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Bayraktar, “Artan üretim maliyetleri nedeniyle, üreticinin üretim heyecanı kalmadı. Üretici üretimden soğumuş durumda. Türkiye’de her şeyin fiyatı hızla artıyor. Dolayısıyla çiftçinin de üretim yapabilmesi için gerekli olan gübreden, mazota, ilaç ve tohuma kadar her şeyin fiyatı yüzde 100 artmış durumda. Çiftçinin temel girdi maliyetlerinden olan gübre fiyatlarında büyük bir artış yaşandı. Dört ay önce tonunu 4 bin TL’den aldığı gübreye çiftçi 8 bin TL ödüyor. Yüksek üretim maliyetleri üretici için önemli risk oluşturuyor. Üreticimizin bu riskler karşısında tereddütleri oluştu. Üreticide risklerle yapacağımız üretimden karlı çıkabilir miyim endişesi oluştu.” ifadelerini kullandı.

“KÜLLİYEN ZARAR”

Üreticinin zarar ettiğini belirten Ali Şener Bayraktar, “Yapılan üretim iklim koşullarına açık bir üretim olduğu için önemli riskler taşıyor. Türkiye küresel iklim değişikliğinin etkisi altında olan bir ülke. Geçen sene yurt dışından ithal etmek zorunda kaldığı önemli hububat ürünleri oldu. Yüksek maliyetlerle tarlasını eken çiftçi hasat zamanı attığı tohumu bile alamadı. Çiftçi bir dönüm yere 20 kilo tohum attı ve bunun için gübre, mazot masrafı yapıp borçlandı. Borçlarına faiz ödedi ama hasat zamanı verim alamadı kuraklık yüzünden. Artan maliyetlerde üzerine eklenince bu külliyen zarar demektir” şeklinde konuştu.

“KAYIP OLUŞACAK”

Başkan Bayraktar, “Sakarya özelinden bakıldığı zaman ilimizin ekonomik ürün deseni mısır, buğday ve ayçiçeği. Bu şekilde bakıldığı zaman çiftçi kuraklıktan etkilenmedi, hatta aşırı yağışlardan kaynaklı bir takım taşkınlar oluştu. Bizim bölgemizde mısır üretimi nisan ayı başı itibari ile başlıyor. Artan maliyetler karşısında üreticimizin tedirginliğini bölgemizde maalesef görüyoruz. Ürün ekebilen üretici de artan maliyetler nedeniyle az gübre kullanmak zorunda kalacak. Gübre hiç kullanmamak ya da az gübre kullanmak verim kayıpları getirecek. Türkiye mısır ihracatçısı durumunda bir ülke durumunda, arazilerin ekilememesi ya da yeterli gübre kullanılamaması sebebiyle verimliliğin azalması ülke adına kayıp oluşturacaktır” ifadelerini kullandı.

“HEPİMİZ KAYBEDERİZ”

Üreticilerin endişelerinin giderilmesi gerektiğini söyleyen Bayraktar, “Üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Üreticinin uygun koşullarla borçlanabileceği bir ortam oluşturulması gerekiyor. Üretici ürünün önümüzdeki yılda ne kadar olacağı konusunda net bir görüntü görmek istiyor. TMO’nun açıklamış olduğu fiyatlar piyasa fiyatlarının altında fiyatlar oluyor. Çiftçinin üretirim heyecanı arttırılarak, endişelerin giderilmesi gerekiyor.  Çiftçi arazisini zarar edebilirim korkusuyla ekmemesi, ürünlerden verim alması için gerektiği kadar gübre atması gerekiyor. Böyle olmazsa çiftçi ekmez, bundan kaynaklı da hepimiz maalesef kaybederiz” dedi.

“ZİNCİR AZALMALI”

 Üretici ve tüketici arasında oluşan zincirin azalması gerektiğini belirten Bayraktar, “Üretici ve market fiyatları arasında çok yüksek bir fiyat farkı var. Üretici kazanamıyor ama tüketici de pahalı olduğu için alamıyorum diyor. Baktığınız zaman her iki sosyal kesim de haklı. Üreticinin üretim maliyetleri ile satış fiyatlarına baktığımız zaman çok düşük karlarla satış yapmak zorunda kalıyor. Tüketici ise çiftçinin elinden 3 TL’ye çıkanın marketlerde 8 TL’ye satıldığını biliyor. Bu durum üretici ve tüketici açısından büyük bir mağduriyet. Peki, aradaki fark kimin cebine gidiyor? Aradaki fark aracıların cebine gidiyor. Aradaki zincir arttıkça ürünün fiyatına ek fiyat ekleniyor. Üretici ile tüketicinin aradaki zincirler olmadan birbirine ulaşabileceği ortamlar hazırlamak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

TÜKETİCİNİN GELİRİ

Bayraktar, “Üretici bu sıkıntıları yaşarken, tüketicinin de gelirlerin de artış yaşanmadı. Asgari ücretlinin ücreti bir yıl önceye göre yüzde 22 arttı ama aldığı her şeyin fiyatı yüzde 60 arttı. Tüketicinin geliriyle gideri arasında birkaç kat fazlalık oluşmaya başladı. Bu ayrıca bir sıkıntı. Bunun giderilmesi sosyal kesimlerin gerçek enflasyon oranın da tedbirler alınması gerekiyor. TÜİK enflasyonu yüzde 19 civarında bir enflasyon olduğunu açıklıyor ama tüketici satın aldıklarına bakınca bunun gerçeği yansıtmadığını görüyoruz. Tüketicinin de gelirlerinin gerçek enflasyon oranın da arttırılması gerekiyor” şeklinde konuştu.