Advert
Advert
Advert
İstanbul sözleşmesinden Çıkan Türkiye NEREYE?
Aytekin Ertuğrul

İstanbul sözleşmesinden Çıkan Türkiye NEREYE?

Bu içerik 540 kez okundu.

İstanbul sözleşmesinden Çıkan Türkiye NEREYE?    

Op. Dr. Aytekin Ertuğrul 

draertugrul@hotmail.com 

Üyesi bulunmakla iftihar ettiğimiz Ankara Tabip Odamızın Kadına şiddeti önleyen uluslar arası İstanbul sözleşmesinden Türkiye'nin   hukuka ve Anayasamıza dayanmayan BUTLAN bir kararname ile çekilmesini kınayan bildirisi gönülleri huzura kavuşturmuştur. Bildirinin en can alıcı bölümünü alıyor ve sunuyorum. 

 

“İstanbul Sözleşmesi, devletleri şiddeti önlemeye ve şiddeti yeniden üreten toplumsal yapıları değiştirmeye teşvik eder. Uluslararası alanda kadına yönelik ve aile içi şiddetle ilgili ilk bağlayıcı belgedir. 

Sözleşme kadınları her türlü şiddete karşı korumayı amaçlar. Sözleşmede kadına yönelik şiddet, “ev içi şiddet”, ''aile içi şiddet'', ''kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet'' üzerinden tanımlanmıştır. Psikolojik şiddet, ısrarlı takip, fiziksel şiddet, cinsel taciz ve tecavüz, zorla evlendirme, kadın sünneti, kürtaja zorlama dahil olmak üzere kadına yönelik şiddetin tüm türlerini kapsamaktadır. 

Sözleşme, cinsiyet, meslek ve yaş gibi sınırlamalar olmaksızın tüm ev içi şiddet mağdurlarının insan hakkını savunur. 

Sözleşme çerçevesinde ev içi şiddet, aynı evde yaşıyor olsun ya da olmasın mevcut ya da eski eş ya da partneri tarafından uygulanan her türlü şiddet eylemini içerecek şekilde kadının korunmasını esas almaktadır. 

Bu sözleşmenin uygulanması için kadının "aile", “evlilik birliği içinde bulunması” ya da “aynı evi paylaşması ” gerekmemektedir 

Kadının yüksek yararını gözeten bu sözleşmeyi ilk imzalayan ülke olan Atatürk Türkiye’sidir. Türkiye’nin bu sözleşmeden çekilme tehlikesi doğmuştur. Bu sözleşmeden vazgeçmek, kadınlara verilmiş olan şiddeti önleme, şiddete maruz kalanları koruma, failleri adil bir şekilde yargılama sözünden vazgeçilmesi anlamına gelir." 

Bu paragrafta yer alan cümlelerin en önemlisi de şudur .İstanbul Sözleşmesi, devletleri şiddeti önlemeye ve şiddeti yeniden üreten toplumsal yapıları değiştirmeye teşvik eder. Kadına şiddeti yeniden yeniden ve de yeniden üreten toplumsal yapı Türkiye için açık bütçeler ve laik eğitimden uzaklaşmaktır. İstanbul sözleşmesinin Türkiye tarafından imzalandığı o günden bu yana tam10 sene geçtiği halde Türkiye bu anlaşmaya asla uymamıştır. Çünkü Allah rızası için bir tane bile DENK bütçe yapılmamış ve Laik eğitimin yanından bile geçilmemiştir. 

Kadına şiddeti yeniden üreten açık bütçeler ve laik eğitimden uzaklaşmalardır. 

Kadına şiddeti yeniden üreten açık bütçeler ve laik eğitimden uzaklaşmalardır. 

Kadına şiddeti yeniden üreten açık bütçeler ve laik eğitimden uzaklaşmalardır.

 

Sadece son üç yılın bütçe açıkları ise vahim boyutlardadır 

2019=81 Milyar 

2020=139 Milyar 

2021=246 Milyardır. 

TOPLAM.466 Milyar 

Bu rakamlar Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin İstanbul Sözleşmesini anlamadığını ve ne yapacağını çözemediğini gösteren delillerdir. Şimdi de Anlaşmadan BUTLAN bir Kararname ile çekilmiş bulunmaktayız. İşte " Binmişiz bir alamete gidiyoruz kıyamete " denilen şey budur. 14 Mayıs 1950 tarihinden bu yana açık bütçeler altında inim inim inleyen Türk kadını Türk annesi ve dahi Türk erkeği ve de Türk babası DENK bütçeye dönün ve derin bir nefes alsın. Gerisi laf-i Güzaftır. Gerisi havanda su dövmektir. TBMM ni ve Hükumetimizi DENK bütçeye dönmenin gereğine ve faziletine çağırmaktayız. Aksi halde Türk kadının ve Türk erkeğini kurtaracak başka bir yol ve yöntem yoktur. 

 

Alman Welt Gazetesinin Uyarıları 

Alman Welt Gazetesi Türkiye’nin iflasını duyurdu. Alman Die Welt Gazetesi Ekonomi Editörlüğü " Erdoğan gerekli ekonomik ve yapısal tedbirleri almadı. Yanlışlara devam etti.Böylece hazinede döviz rezervi kalmadı. Erdoğan’ın hataları Türkiye'nin iflasına yol açtı." diye belirtti. Türkiye’nin yüksek ticaret açığını, turizm bir ölçüde kapatıyordu. Virüsün etkisi, hazine garantili hortumlara devam edilmesi, tasarruf tedbirleri alınmayışı, ekonomide çarkların durmasına yol açtı. Ülkenin kısa vadeli borçları için dövize ihtiyacı vardı. Döviz isteyeceği(Swap anlaşmasıyla),ülkelerin kapılarını çalmadan önce, ilkel bir anlayışla Tayyip, ABD ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkeye sağlık ürünleri yardımında bulundu. Amaç şirin gözükmekti. Bir taraftan da ,ülkelerle döviz Swap anlaşmaları için görüşmelere gidildi. Swap anlaşmasında Türkiye o ülkeye TL verecek, o ülkeden de Dolar yada Euro alacaktı. Fakat hiç bir ülke Türkiye’ye ve hazinesi bitmiş bir ülkenin parasına güvenmediğinden buna yanaşmadı. Yani üç gün sonra TL pul olduğunda ben elimdeki TL leri ne yapacağım demeye getirdi. Ayrıca hiçbir ülkenin, ihtiyacımız olan bu büyüklükteki Döviz miktarını karşılayacak durumu da yok. Türkiye bütün şirin gözükmelere rağmen sap gibi ortada kaldı. Tek çare Belediyeler başta olmak üzere bazı birikim ve gelirlere el koymak. Varlık fonundaki Şirketleri ipotek vermek. Ardından da TL basmak. Daha da olmazsa ülkenin başına yeni bir bela sarmak. 

BU haberi kopyalama yöntemi ile aldık Açık bütçe yolundan gidilirse iflas durağına varılacağını bu Türk milletinin mütevazı bir üyesi olarak yıllardır yazılıyor. TBMM nin başında bir Amme hukuku profesörü ( Prof. Dr. Mustafa Şentop)var. Ama en başta değil. Elinden bir şey gelmiyor. İsmet paşa da sağ değil ki onlara .” siz bu yola devam ederseniz ben de sizi kurtaramam.” desin. Yıllardır çözüm yolu yazılıyor çözüm yolu üçtür. 

Birinci yol DENK bütçe 

İkinci yol DENK bütçe  

Üçüncü yol DENK bütçe 

Dördüncü yolu da siz yazın. NOKTA: 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
14 yaşındaki Semih feci şekilde can verdi
14 yaşındaki Semih feci şekilde can verdi
Akyazı ve Kocaali hariç afet bölgesi ilan edilecek
Akyazı ve Kocaali hariç afet bölgesi ilan edilecek