Hakan Duran şöyleşi sonrasındaki değerlendirmesi: "Hayatımdaki en tarifsiz, en anlamlı, en harikulade mutluluklardan birini yaşadım birkaç gün önce. Şefkat yuvası anlamına gelen, 1863 yılında Sultan Abdülaziz’in fermanıyla kurulan 160 yıllık bir güzide kurumun -Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nın- pırlanta kıymetindeki öğrencileriyle bir araya geldik. Bahçeşehir Üniversitesi’nin CO-OP Program Direktörü Bahri Toper hocamız BAU’un Darüşşafaka için düzenlediği kariyer gelişim programı kapsamında müsaitliğimi sorup beni davet edince “bu nazik talebiniz benim için bir seferberlik emridir, elbette katılırım hocam” dedim.

Osmanlı döneminde kurulan bu köklü kurum kurulduğundan bu yana Türkiye’nin en kıymetli pırlanta ayarında öğrencilerini kabul ediyor ve onların en iyi şekilde yetişmesi için gayret sarf ediyor. Darüşşafaka Cemiyeti 10 üzerinden 9.8 puanla Türkiye’nin kendi alanındaki en güvenilir sivil toplum kuruluşu seçilmiş. Pırıl pırıl bir kurum, harika yönetildiğini düşünüyorum çünkü profesyonel, kurumsal bir şirket ayarında bir yönetimle muhatap oldum. Orada olduğum sürede hissettiğim tam olarak bu. Elbette çok özel olmasından ötürü her kesimin ciddi manada destek olmaya çalıştığı bir kurum.

“Bir CEO’nun Kariyer Yolculuğu” söyleşisinde onlarla sohbet ettik. En doğru, tek doğru yol olmadığını özellikle belirterek inandığım değerleri, tecrübelerimi, tavsiyelerimi, kendi hikayemi paylaştım onlarla. Daha lise talebesi olan bu öğrencilerin enerjisi, heyecanı, öğrenme aşkı, zekası, ruhlarının duruluğu hepsinin yüzlerinden okunuyordu. Hepsinin çok daha iyisini başaracaklarına tüm kalbimle inanıyorum.

Yine sunum yoktu, sohbet etmeye geldim dedim, sunumdan sıkılmışlar mutlu oldular, birlikte sohbet ettik. Söyleşi çıkışında yine sohbete devam ettik. İnşallah hepsi çok güzel yerlere gelir ve memleketleri için fayda üretmekte muvaffak olurlar. Allah yollarını açık etsin, muvaffak etsin."






Kaynarcalı Manav! Atalar soyu,
Halid bey! Kahve açmış rızkı bulmuş.
Belde "Aşa Kahve"dir, yıllar boyu,
Çoluk çocuk, "karadereli" olmuş.
Kaynarca-Karamalar köylü derler?
Pek anlatılmadı ki? Halit dedem.
Yolcular! Çay-kahve içip giderler,
Soyadı yasası? Değilken gündem.
Zehra Anne? Ufak tefek kadınmış,
Çabuk ölmüş? Gül yüzlü, hoşmuş dili.
Dedem çok vefasız! Gamsız adammış,
Hiç derd etmemiş! Öksüz İsmail’i ...
Kahveci Halid den? Yok hiç hatıra,
Belli yaşanmamış, babalık tadı?
"Analık"? Çile dökmüş, her satıra,
Şimdi Çınarlık! Aşa Kahve, adı...
Küçük İsmail? Fakir dürüst adam,
Secdeli evlad! Hoş seda bırakmış.
Ardında dualar var, sabah akşam,
Kötülük eken? İyiye ırakmış...
Recep! Halid dedem, İsmail babam,
"Kahveci Halitler", lakabımız.
Kapı açık! Gelsin, Hısım akrabam,
İyi gönüller hep muhatabımız.
Nisan/2026/Ormanpark