Evet, sarı çizmeli Mehmet Ağa der gibi karşınıza çıktım. Böyle düşünmekte haklısınız. Ama durum bildiğiniz gibi değil. Ben bu yaşımda yeni bilgiler ediniyorum ve bunları da sizlerle paylaşmaktan keyif alıyorum.
Türkiye tarihini çoğumuz biliriz. Kimimiz okul bilgileriyle biliriz, kimimiz annemizin-babamızın, dedemizin anlatımlarıyla biliriz. Gerçi o günleri yaşamış İstiklal Savaşı gazilerimiz de kalmadı artık. Kore Savaşı gazilerimiz bile kalmadı neredeyse. Kıbrıs Savaşı gazilerimiz daha genç sayılırlar. Biraz daha meraklılarımız Türkiye tarihini değişik kaynaklardan okumalar yaparak araştırmalarını sürdürüyorlar. İşte onlardan biri de Hayrettin Filiz hocam.
Hayrettin hocam 1972’den beri İzmir'de yaşayan, ama aslında 1967’de Iğdır'da doğan, Dokuz Eylül Üniversitesi, Dramatik Yazarlık Bölümü mezunudur. Aynı zamanda Bilimsel Tiyatro Atölyesi’nin (BTA) de kurucusudur. Daha fazlasını merak edenler internetten bakabilirler, buraya alırsak yazı çok uzar. Birçok konuda hem tiyatro oyunları hem de kitapları vardır. Ve araştırmacı kişiliğiyle öne çıkar. Onu TV programlarında da görebilirsiniz, titizlikle anlatır.
Bugün sizlere onun yazdığı bir kitaptan söz edeceğim. Başlığı o yüzden “Necati?...” diye attım, biraz merak edesiniz diye. Necati tam 35 yaşında öldü arkadaşlar. Kısacık bir yaşam, ama biz onu bugün saygıyla anıyoruz. O kısacık yaşama sığdırdıklarından dolayı. 57 yaş ta uzun değil. Atatürk’ün yaşı. 57’de kaybettik onu ama hâlâ ondan övgüyle bahsediyoruz. Hâlâ minnettarız. Evet bazı yönlerden eleştirenler var, olabilir. Ama bir ulusa cesaret aşılayan, hep birlikte olursak başarırız diyen ve sonunda da hep beraber başardığımız bir Cumhuriyet’in içersindeyiz. Bugün bulunduğumuz durum başka bir yazının konusu olsun. Buradan şuraya gelmek istiyorum; bir dönemin insanları çabuk olgunlaşmak zorundaydı. Bahsettiğimiz Necati 20 yaşında Altay Kulübü’nün kurucuları arasındaydı. Ama bugünkü yazımızın esas konusu Atatürk'ün Milli Eğitim Bakanı, harf devriminin mimarlarından Mustafa Necati… Ve onu bize belgelerle, fotoğraflarla sunan kitabın tanıtımı.
Necati, Aziz Necati kitabı, Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği’nin yayınlarından çıktı. Bu yılın Mart ayında kitap sitelerindeki yerini aldı. Sağolsun Hayrettin hocam iki kitap göndereceğim dedi ama üç kitabını da ayrı ayrı imzalayıp, dostluk mesajıyla göndermiş. Buradan kendisine çok teşekkür ediyorum. Diğer kitapların biri Edebiyat Savaşları, diğeri de Ölen Ölmez Vazgeçen Ölür. İki kitap ta Duvar Yayınlarından çıkmış.
Biz Necati’ye dönelim, “Necati, Aziz Necati”ye. Hayrettin hocamın bana kitapları göndereli oldu bir-iki ay. Sizlere hemen tanıtmak istemedim. Çayın demlenmesi gibi, kitaplar da kafamda demlenir bir süre. Okuduklarımı tartarım, başka okuduklarımla bağ kurarım. Dönemi kafamda canlandırırım. O sıradaki dünyanın diğer olaylarına bakarım… Çoğumuz Harf Devrimi’ni biliriz de, ne zaman olduğunu bilmeyiz, ya da hangi gelişmeler yaşandıktan sonra olduğunu bilmeyiz. O sırada kim Maarif Vekili’ydi bilmeyiz. Bunlar önemsiz ayrıntılar gibi gelir bize. Ama biraz daha yakından bakıp, olaylara mercek tuttuğumuzda durum değişiyor.
Mustafa Necati 1894 İzmir doğumludur. Kurtuluş Savaşı yıllarında İzmir, Türklerin ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamda bir ağırlığı olmayan durumdadır. Yani, Türklerin kent yaşamındaki yeri Levantenler, Rumlar ve Ermeniler’den sonra gelir. Mustafa Necati böyle bir ortamda büyür ve olgunlaşır. Genç yaşına rağmen önemli işlerin altına girer.
Bunları kronolojik olarak kitapta bulacaksınız ama, bazılarından söz edelim. Lozan Antlaşması’ndan sonra Yunanistan ile karşılıklı olarak din üzerinden mübadele gündeme gelince, bu konuda bir bakanlığın kurulması gündeme gelir. Bunların ayrıntıları kitapta var. Ve başına Kimin geçmesi gerektiği konuşulunca, adaylar arasından 7 vekilin oyu hariç, 165 vekilden 158’inin oyunu alarak, 29 yaşında, bugüne göre gencecik biriyken Mübadele ve İskân Bakanı olur. Bu kolay iş midir? Bu işler olur da Gülcemal Vapuru unutulur mu? Onu da bulacaksınız kitapta. Harf devrimine adım adım gidilen yolun ne çetrefil olduğunu da kitapta bulacaksınız. Yine dönemin meclis konuşmalarını da. İlk hangi kitaplar basıldı? Harf devriminden sonra Halk Dershaneleri, sonrasında Millet Mektepleri uygulamalarının öncüsü Mustafa Necati, ilk kitapları bu seferberliğe hizmet edecek şekilde örgütlemiştir. Ve kitaplar, yine onun kurduğu Dil Heyeti’nin oluruyla basılmıştır. İlk basılan kitap 24 sayfalık “Türk Alfabesi” adlı kitaptır. Sonrasında diğer kitaplar gelir. Mesela ilk kitaplar soldan sağa doğru değil de, sağdan sola doğrudur. Bir süre Arap harfleri kullanılmıştır. Bunlar adım adım gerçekleşmiştir. Öyle bir gecelik mesele değildir harf devrimi... Bu süreçleri kitapta izlemek mümkün.
Başta da belirttiğimiz gibi Mustafa Necati 20 yaşında Altay’ın kurucuları arasındadır. Onun spora bakışında bile sadece spor yoktur. Zaman zor şartların zamanıdır. O, spora bile vatanseverlik bilincini örgütlemek üzerinden bakmıştır. Bu amaçla Altay ve Balıkesir İdman Yurdu Spor Kulüpleri’nin kuruluşunda yer almıştır. Çünkü spor, özellikle futbol bir takım işidir ve gençlerin arkadaşlık, dayanışma gibi duygularına hitap eder. O, buradan da bir yol açmanın heyecanını duymuştur. Milli mücadelede Balıkesir, yani Karesi önemli bir kavşaktır. Orada bulunduğu 7 ay boyunca geride önemli izler bırakmıştır…
1 Ocak 1929’da, Millet Mektepleri’nin açıldığı gün, o koca gövdeli sağlıklı insan, birkaç gün içerisinde farkettiği apandisit sancıları ve ameliyatından sonra, maalesef önemli olan ilk 24 saati atlatamayarak hayata gözlerini yummuştur. 35 yıllık ömre 3 bakanlık sığdırmış, bu devrimci ve çalışkan kişiliğin önemli ayrıntılarını belgeleriyle kitapta bulacaksınız.
Mustafa Necati hakkında daha önce yazılmış kitaplar var. Yazar bunların bilgisini “yazardan kısa bir açıklama” başlığı altında kitabın girişinde veriyor. Bu kitabın ayrıcalığı, araştırmacı bir kişiliğe sahip olan Hayrettin Filiz’in, yıllarca araştırıp biriktirdiği belge ve fotoğraflarla desteklenmiş olmasıdır. Kendinden önce yayınlanmış kitapların tekrarına düşmeden yapma gayretini ortaya koyuyor.
Ben burada kitabın tümünü anlatmayacağım elbette. Ama kitap bittiğinde düşüncelere dalıyorsunuz. Zamanda yolculuk yapıyorsunuz. O zamanın zor şartlarını gözünüzün önüne getiriyorsunuz ve bu şartlarda bu işlerin bu gencecik yaşlarda nasıl yapıldığına hayret ediyorsunuz. Ve sonra şu kanaate varıyorsunuz; zor şartlarda, insanların kırıldığı bir zamanda, ağır yükler omuzlara binince ister istemez olgunlaşıp çelikleşiyorsunuz. Bu da insana sorun çözme yeteneği kazandırıyor… Burada onun asıl kişiliği, yanlışlara cesaretle göğüs germesi, doğru bulduğu durumu diretmesi çok dikkat çekicidir…
Mustafa Necati’lerin atılımcı ve aydınlanmacı kafaları bugüne ışık tutuyor. Bulup okumanız dileğiyle…




