Yarından itibaren evinize bir daha dönemeyecek biri olsaydınız son gününüzü evinizde nasıl geçirmek isterdiniz? Ben yazmak isterdim. “Varlığı ruhumdaki aynalara çarpan ne varsa yansıtması için ışıkları açmalıyım.” derdim. “ Evimdeyken, yer yadırgamıyorken son kez yazmalıyım.”
Filleri suyla oynarken düşünürdüm mesela. Kadim öğretileri taşıdığı hissini veren gözleri ve gülümser gibi duran yüzleriyle filleri, yoldaş etmek isterdim kağıttaki yolculuğuma.
Bir kuşun cıvıltılarına şahit olan dalı… Tabiatın bitimsiz coşkusuna eşlik eden yaprakları…
Gözlerimi kapattığımda doğanın nefesi olan hayvanların beni bir şiire, bir hikayeye çağırmasını beklerdim. Yaradılışın içimizdeki yankısını çoğaltan bir hormon diyebilirim onlara. İnsan gerçeğine benzer yönlerinin bir felsefeyi, öğretiyi, duyguyu taşıdığı aslanlar, kurtlar, bütün vahşi hayvanlar düşünsel ve hissel dünyada çok büyük hacim kaplar. Bir mısradan başka bir mısraya geçer gibi kendine oyunlar bulan yavru kediler ve başka birçok hayvan da...
Bir hediye paketine sarılmak için bir eğlence unsuru olmak için küçülemez canları. Parçaları kopartılmamalı.
Doğal yaşam alanından, sürüsünden ayrılmış şekilde değil tüm canlılıklarını yaşarken yazmak isterdim hayvanlar alemini. Felsefeleri, öğretileri ve hissel dünyalarıyla… Onları zihnimde tabiata ilham saçarken, keşif halinde bulmalıyım. O zaman betimlemeler, tabiatın damarlarında akan canlılığına kavuşabilir. Yaşamaya hakları olan genişliklerden alınıp dar alanlara, betonların arasına konmuş halleriyle karşıma çıkarlarsa onlara ne söylerdim bilmiyorum. Ölçülmüş gökyüzü altında başka iklimlere göç edemezken beni yoldaş ederler miydi kendilerine? Zihnimdeki o görüntüleriyle ne yazabilirdim? Başka bir soruyla durmanın, tepkisizliğin hüküm sürdüğü saatlerde bizim tanıklığımızı isterler miydi? Umursarlar mıydı?
Peki ya siz gözlerinizi kapattığınızda zihninizin içinde biraz ilerledikten sonra ilk dönemeçte doğayla ve kendi doğasıyla bağı zayıflayan bir hayvan görseydiniz zihninizdeki o görüntüyle ne yapardınız ?
Her varlığın bir dünyası vardır. O dünya sanata malzeme olabilir. Var oluşu anlamlandırmamızı sağlayabilir. Bir dünya başka dünyaları zenginleştirir. Kendi dünyası içinden çekilmiş bir varlık, yani dışavurumu engellenmiş, kendinden uzaklaşmış bir varlık başka dünyalara renk olabilir mi? Hareketin olmadığı yerde hayat, hayatın olmadığı yerde üretmek mümkün mü?
Kelimeler doğadan göç ettiğinde yazmak mümkün olur mu ?
