Kaynarca Haber - Sakarya Son Dakika Haberleri
Kaynarca Haber - Sakarya Son Dakika Haberleri
KÖŞE YAZISI

Sel gitti, sorular kaldı

Sedat Balta Sedat Balta Yazarın tüm yazıları
23-10-2026 11:10 4 dk okuma 17
Paylaş:

Bazı geceler vardır, sabah olduğunda geriye yalnızca ıslak sokaklar, çamura bulanmış evler ve zarar görmüş tarlalar kalmaz. İnsanların hafızasına kazınan korkular, çaresizlikler ve cevap bekleyen sorular da kalır.

Bölgemizde yaşadığımız sel felaketi, işte böyle bir gecenin ardından geldi.

Şiddetli yağışlarla birlikte yükselen sular; mahalleleri, evleri, tarım alanlarını ve hayvancılık işletmelerini etkiledi. Kimi vatandaşımız evinde mahsur kaldı, kimi üreticinin emeği sular altında kaldı. Bir gecede yaşananlar, doğayla kurduğumuz ilişkinin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gösterdi.

Öncelikle, bu zor saatlerde sahada görev yapan belediye ekiplerine, Devlet Su İşleri personeline, jandarmaya, kurtarma ekiplerine ve yardım için seferber olan herkese teşekkür etmek gerekiyor. Gece boyunca çalışan, vatandaşların yardımına koşan, kendi yorgunluğunu bir kenara bırakıp başkalarının derdine çare olmaya çalışan insanların emeği değerlidir.

Afet zamanlarında dayanışmanın ne anlama geldiğini bir kez daha gördük.

Ancak şimdi kendimize şu soruyu sormanın da zamanıdır: Sel sularıyla mücadele ederken, gelecekte yaşanabilecek felaketlerin zararını azaltmak için neler yapıyoruz?

Çünkü geçmiş olsun demek önemlidir ama tek başına yeterli değildir.

Yağmur doğanın gerçeği, hazırlık bizim sorumluluğumuzdur

Yağmur yağacak. Bazen günlerce sürecek, bazen kısa sürede çok büyük miktarlara ulaşacak. İklim değişikliğinin etkileriyle birlikte aşırı hava olaylarının daha ciddi sonuçlar doğurabildiğini de biliyoruz.

Elbette her taşkını önlemek mümkün olmayabilir. Hiçbir altyapı sistemi, her büyüklükteki yağış karşısında mutlak güvence sağlayamaz. Fakat riskleri önceden belirlemek, doğru planlama yapmak ve gerekli önlemleri zamanında almak mümkündür.

İşte tam da bu nedenle yaşadığımız selin ardından yalnızca hasar tespitiyle yetinmemeliyiz.

Kaynarca’nın hangi mahallelerinde su baskınları tekrar ediyor? Hangi derelerde taşkın riski yüksek? Yağmur suyu kanalları yeterli mi? Su geçişlerini engelleyen noktalar var mı? Dere yatakları ve çevresindeki yapılaşma, bilimsel risk değerlendirmeleri ışığında ele alınıyor mu?

Bunlar suçlama amacı taşıyan sorular değil, vatandaşın canını ve malını korumak için sorulması gereken sorulardır.

Cevapları da tahminlerle değil; teknik incelemelerle, bilimsel verilerle ve şeffaf değerlendirmelerle ortaya konulmalıdır.

Kaynarca’nın toprağı yalnızca toprak değildir

Kaynarca, emeğini büyük ölçüde topraktan kazanan bir ilçedir. Tarım alanları, hayvancılık işletmeleri ve kırsal mahalleler bu ilçenin ekonomik ve toplumsal hayatının temel parçalarıdır.

Bir tarlanın sular altında kalması, yalnızca toprağın zarar görmesi anlamına gelmez. O tarlaya tohum atan çiftçinin, gübre alan üreticinin, ailesinin geçimini sağlamak için aylarca çalışan insanın emeği de risk altına girer.

Bir hayvancılık işletmesinde yaşanan zarar, yalnızca hayvan kaybıyla ölçülemez. Üreticinin borcu, geleceğe ilişkin planları ve ailesinin geçim kaygısı da bu zararın bir parçasıdır.

Bu nedenle selden etkilenen vatandaşlarımızın ve üreticilerimizin kayıpları titizlikle belirlenmeli; ihtiyaç sahiplerine yönelik destekler gecikmeden değerlendirilmelidir. Tarımsal hasar, yalnızca gözle görülen zararla sınırlı tutulmamalı; su baskınının ürünlere ve üretim takvimine olası etkileri de uzmanlarca incelenmelidir.

Afetin ardından vatandaşın yanında olmak, yalnızca ziyaret etmekten ve geçmiş olsun dileklerini iletmekten ibaret değildir. Asıl dayanışma, ihtiyaçların belirlenmesi ve çözüm üretilmesiyle anlam kazanır.

Dere yatakları bize ne anlatıyor?

Bir başka önemli mesele de suyun doğal akış yollarıdır.

Dereler, yağışlı dönemlerde taşıdıkları suyu güvenli biçimde iletebilmelidir. Ancak bu kapasiteyi etkileyen pek çok unsur vardır: Havzadaki arazi kullanımı, suyun akışını engelleyen birikintiler, drenaj sistemleri, köprü ve menfezlerin durumu, yapılaşma ve bakım çalışmaları…

Bütün bunların her taşkındaki etkisi ayrı ayrı incelenmelidir.

Bir yerde su birikmiş olması, tek başına ihmal bulunduğunu kanıtlamaz. Ancak aynı noktalarda tekrarlayan sorunlar varsa bunların nedenlerini araştırmak, yetkili kurumların öncelikleri arasında yer almalıdır.

Kaynarca’da ve çevre ilçelerimizde riskli noktalar belirlenmeli, dere yatakları ve su tahliye güzergâhları bütüncül bir plan çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Kurumlar arasındaki iş birliği de afet anıyla sınırlı kalmamalıdır. Belediyeler, DSİ ve diğer ilgili kuruluşlar, görev ve yetkileri çerçevesinde ortak bir risk azaltma yaklaşımı geliştirmelidir.

Çünkü suyun önüne yalnızca afet sırasında set çekmeye çalışmak yerine, suyun nereden geleceğini ve nereye akacağını önceden hesaplamak gerekir.

Unutmak değil, ders çıkarmak zorundayız

Sel felaketinin ilk günlerinde herkes seferber olur. İş makineleri çalışır, sular tahliye edilir, çamurlar temizlenir, hasarlar belirlenir. Hayat yavaş yavaş normale döner.

Sonra gündem değişir.

İşte asıl tehlike de burada başlar. Çünkü suların çekilmesi, risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Yaşananların ardından kapsamlı bir değerlendirme yapılmalı; hangi çalışmaların etkili olduğu, hangi noktalarda yetersizlikler bulunduğu ve hangi yatırımlara ihtiyaç duyulduğu kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Vatandaş da kendi mahallesindeki riskler konusunda bilgilendirilmeli, afet anında nasıl hareket edeceğini bilmeli ve gerekli uyarılara dikkat etmelidir.

Bu sorumluluk yalnızca bir kurumun ya da bir kişinin omuzlarına bırakılamaz. Yerel yönetimlerden merkezi kurumlara, planlamacılardan vatandaşlara kadar herkesin üzerine düşen görevler vardır. Ancak herkesin sorumluluğu aynı değildir; her kurum kendi yetkisi ve görevi doğrultusunda hesap verebilir olmalıdır.

Son söz…

Kaynarca’da sel suları çekilecek. Çamur temizlenecek, yollar onarılacak, zarar gören alanlarda hayat yeniden kurulacak.

Dileğimiz, hiçbir vatandaşımızın bir daha böyle bir korku yaşamaması; hiçbir üreticimizin emeğini böyle bir felaket karşısında çaresizce izlemek zorunda kalmamasıdır.

Bu zor günlerde birbirimize sahip çıkmak, yaraları birlikte sarmak zorundayız. Ama dayanışmayı, önlem almanın yerine koyamayız.

Geçmiş olsun demek vicdanımızın sesidir. Aynı acıların tekrar yaşanmaması için çalışmak ise aklın, bilimin ve sorumluluğun gereğidir.

Sel gittiğinde geriye yalnızca hasar kalmamalı. Geriye dersler, alınmış önlemler ve daha güvenli bir gelecek için atılmış somut adımlar da kalmalı.

Çünkü mesele yalnızca bugünün yaralarını sarmak değil, yarının felaketlerine karşı daha hazırlıklı olmaktır.

Selam olsun emeğiyle yaşayanlara, zor günde komşusunun elini tutanlara ve bu güzel ilçenin geleceği için sorumluluk almaktan kaçınmayanlara.

 

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Kaynarca Haber - Sakarya Son Dakika Haberleri yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Sedat Balta — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.