Yarın Pişman Olmamak İçin Bugün 

Hakan Duran

28-12-2025 22:38

“Dünün güneşiyle bugünün çamaşırı kurutulmaz” diye bir atasözümüz var. Bazı zaman dilimleri vardır ki o zamanın hakkı, neyi yapmak elzem ve gerekli ise onu mutlaka o anda yerine getirmektir. Bu bazen, o vakit bir sınava çalışmak olur bazen de fırsat önüne geldiğinde bir vazifeye hazır olmakta. İşte bir kaç hafta önce yaşanan tartışma da böyle bir zaman dilimine işaret ediyordu. Yarın pişman olmamak için, arkadan gelenlerin bedduasını almamak için yapılması gereken asla tehir edilmemesi gereken bir görevdi bu: “Bütün ayrılıkları, gayrılıkları, küslükleri, siyasi rekabeti, her türlü hesaplaşmayı unutarak doğduğumuz, büyüdüğümüz bu güzel ilçenin yarınına hep birlikte sahip çıkmak.”

Nasıl ki iyiliğimize olanı hep birlikte desteklemek sahip çıkmak gerekiyorsa zararımıza olanın da hep birlikte karşısında olmamız gerekir. Hayati konuları siyasi bir mesele düzleminde ele almak yerine hep birlikte ilçenin geleceğini odağa koymalıyız. Böyle dönemlerde tüm tarafları işin içine katarak objektif bir değerlendirme yapmak doğruyu bulmak adına gerçekten çok önemli. “Kimya OSB’nin Kaynarca’ya kurulması” projesi de işte bu hayati konulardan biri. Her ne kadar ilçenin istihdamına, gelişmesine, büyümesine katkısı olacaksa da tarım ve hayvancılıkla geçinen bu ilçe için ilerideki olası çevre kirliliğinden ötürü topyekün karşısında durulması gereken bir projedir. 

Bu projeyi ilk kez 5-6 sene önce Sedat Balta abimizden duymuştum. Kimya OSB’nin Kaynarca’ya kurulmaya çalışıldığını gündem yapmıştı. Şimdi öğreniyoruz ki daha önce de Kocaali’de kurulması planlanmış ama halk duyarlılık gösterip karşı çıkınca vazgeçilmiş. Sonra bu sanayi firmaları büyük bir ümitle ilçemize yönelmişler. Her yerleşim yerinin zarar göreceği herhangi bir konuda kendini koruma dinamiğini mutlaka harekete geçirmesi ve güçlü bir şekilde sesini duyurması gerekir. Bir şehri, bir ilçeyi ya da herhangi bir kurumu yöneten idareciler elbette kararlarında yanılabilir, bazı hususları gözden kaçırabilirler. Halkın sesi, tepkisi, alkışı, desteği bir kurumu, topluluğu idare eden yöneticiler için “fırtınalı denizde yolunu bulmaya çalışan gemiler için deniz feneri ne ise” tıpkı onun gibidir. Deniz feneri vazifesini görmez, ışığıyla yön vermez ise gemiler o engin denizde yolunu kaybedebilir, alabora olup zarar görebilir. Kanunların çizdiği sınırlar içerisinde kalarak etrafına deniz feneri gibi yol göstererek ışık saçan bilinçli bir sivil toplum gelişmenin, büyümenin, daha iyiye ulaşmanın sigortasıdır. 

Kaynarca’mızın bu son olayda gösterdiği toplumsal duyarlılık ve böyle bir projeye muhalefetini gösterme şekli bence bunun en güzel, en kibar, en demokratik örneklerinden biri oldu. Pek çok sivil toplum kuruluşu sağlığımızı tehlikeye atacak bu konu için harekete geçti. Kaynarca Ziraat Odası tarafından düzenlenen toplantıda üreticiler, ziraat odaları, STK’lar ve ilçe yöneticileri sağlık, tarım ve yaşam alanlarının büyük tehlike altında olduğunu belirterek bu OSB fikrine karşı olduklarını dile getirdiler. Belediye Başkanımızı, Ziraat Odası Başkanımızı, muhtarlarımızı açıkça bu konuda tavır aldıkları, ilçelerine sahip çıktıkları için tebrik ediyorum. 

Basında bu işin bu denli yer bulmasında büyük emekleri olan Sezai Matur, Sedat Balta ve Murat Hazer ve aklıma gelmeyen diğer basın mensuplarına da bu büyük meseleyi en yüksek perdeden gündem ettikleri için müteşekkiriz. “Bu iş bitmiş, artık önünü almak zor” karamsarlığından bugünkü huzur iklimine gelişimizde payları gerçekten çok büyük. Çocuklarımız, torunlarımız, sonraki nesiller eminim yukarıda bahsi geçen, bu işte payı olan herkesi hayırla anacaktır. Bu muhalif sesi bir deniz fenerinden süzülen yol gösterici ışık gibi görüp gemiyi sahili selamete yanaştıran valimize, büyükşehir belediye başkanımıza ve sanayi odası başkanımıza da teşekkür borçluyuz. Kaynarca’nın sağlığını tehlikeye atacak her meselede ilçemizin yanında yer alacaklarına dair söz vermiş olmaları, kaygılara kulak vermeleri çok kıymetli, hep hayırla anacağız ve hep hatırımızda tutacağız. Yeri gelmişken daha önce başlamış iki projeyi de burada anmak istiyorum. İlçemizde faaliyette olan Kaynarca Mobilya İhtisas Organize Sanayii ve yapılmakta olan Doğu Marmara Makina İmalatçıları İhtisas Organize Sanayii Kaynarca’nın geleceği için yapılmış iki büyük yatırım. Bu sıçrama dönemi eğer güzel yönetilir ve planlanır ise hem istihdam hem de ilçenin gelişimi anlamında çok büyük katkıları olacağı muhakkak. Tarımı büsbütün ihmal etmeden bir yandan sanayileşirken aynı zamanda kültürünü, sosyolojik yapısını sağlıklı bir şekilde dönüştürebilen dünyada pek çok şehir var. Eğer gerçekten kanunlara uyulur ve gerekli çevresel denetimler ihmal edilmez ise SATSO Başkanımız Akgün Altuğ’un dediği gibi biz de onlardan biri olabiliriz.

İlçe halkının geleceğiyle ilgili böylesi kritik bir konuda topyekün teyakkuza geçmesi ve güçlü bir irade ve güzel bir üslupla sesini duyurması çok kıymetliydi. Bu duyarlılığı, proaktif tutumu, yol gösterici, talepkar tavrı benzer her konuda gelecekte de göstermeliyiz. Deniz feneri metaforuyla bitirelim; “Bu ışığı bir kez yaktık; söndürmemek artık tüm ilçe sakinleri olarak hepimizin sorumluluğu.” Işığımız net, güçlü ve parlak olur ise beklentilerimize dair ne arzu ettiğimiz de net anlaşılır. Bu konuda geçmişteki performansımızın çok iyi olmadığı hepimizce aşikar. Sesi gür çıkan, ışığı yol gösterici derecede parlak bir sivil toplum olma yönünde ilçe halkı olarak bizim de daha çok çaba göstermemiz gerektiği muhakkak. 

DİĞER YAZILARI Hattın Gayb Alemi: “Bir Ömre İki Hayat Sığdırmak” 01-01-1970 03:00 Şibumi Timsali Bir Lider: Mircea Lucescu ve Gösterişsiz Mükemmellik 01-01-1970 03:00 Tükiye’nin İlk Yazılım Şirketlerinden Logo Nasıl Kuruldu? 42 Yıllık Bir Vizyonun Anatomisi 01-01-1970 03:00 Gerçek Liderlik, Ekibimizi Görünür Kılabilmektir 01-01-1970 03:00 "Cadılar Bayramı Fenomeni ve Kültürel Kimlik Erozyonu"  01-01-1970 03:00 Mükemmelliğe Giden Yolda: Teknoloji mi, Adanmış İnsan mı?   01-01-1970 03:00 “Bir gönül yapamazsan, yıkıp viran eyleme” 01-01-1970 03:00 Gösteriş Fetişizmi Çağında: “Ya Olduğun Gibi Paylaş, Ya da Paylaştığın Gibi Ol” 01-01-1970 03:00 "Ustalık mı, Diploma mı? Geleceğimizi Hangisi Kurtaracak" 01-01-1970 03:00 “Psikolojik Güven Ortamı: Tarihten Örnekler ve Liderlik Sınavı" 01-01-1970 03:00 “Fakültenin Kaybı ve Kaynarca Olarak Topyekün Bir Muhasebe”  01-01-1970 03:00 EuroCIS Perakende Fuarından İzlenimler 01-01-1970 03:00 Madrid’de Yapay Zekâ Çağına Yolculuk 01-01-1970 03:00 “Deprem Önce Egolarımızı Sarsmalı 01-01-1970 03:00 “Hakikatin Peşinde Bir Muhatap Arayışı: Yapay Zekâyla Tefekkür” 01-01-1970 03:00 “Yapay Zekânın Gözünden Zulüm ve Adalet Arayışı” 01-01-1970 03:00 Bekle Beni Geleceğim”: Cem Karaca 01-01-1970 03:00 Belagatiyle İlham Veren Lider: "Sureyya Ciliv" 01-01-1970 03:00 Çeyrek Asır Bekledim: "Ben Bitki Değilim" 01-01-1970 03:00 Kariyer ve Vicdan: Doğruyu Söylemek mi, Sessiz Kalmak mı? 01-01-1970 03:00 Görmediğini, hissetmediğini yönetemezsin 01-01-1970 03:00 Aktürkoğlu & Köfteci Yusuf: “İlk taşı günahsız olan atsın!” 01-01-1970 03:00 Sınır tanımayan, “Yeni mezunlar.” 01-01-1970 03:00 Fikret: “Ressam, Mimar, Şair, Marangoz Bir Münevver” 01-01-1970 03:00 Minimalist, Mütevazı, Karizmatik Şampiyon: "Emekli Kıdemli Başçavuş Yusuf Dikeç" 01-01-1970 03:00 Tecrübeyi kazandıran zaferlerimiz değil mağlubiyetlerimizdir 01-01-1970 03:00 Birini Öldürmek İnsanlığı Öldürmekse Peki Biz Niye Böyleyiz? 01-01-1970 03:00 İşine aşık bir şampiyon 01-01-1970 03:00 Başarının Sırrı: “Özeleştirisiz Başarısızlığa Sıfır Tolerans” 01-01-1970 03:00 Yüzyılın Kalp Cerrahıyla Tanışma 01-01-1970 03:00