“Dünün güneşiyle bugünün çamaşırı kurutulmaz” diye bir atasözümüz var. Bazı zaman dilimleri vardır ki o zamanın hakkı, neyi yapmak elzem ve gerekli ise onu mutlaka o anda yerine getirmektir. Bu bazen, o vakit bir sınava çalışmak olur bazen de fırsat önüne geldiğinde bir vazifeye hazır olmakta. İşte bir kaç hafta önce yaşanan tartışma da böyle bir zaman dilimine işaret ediyordu. Yarın pişman olmamak için, arkadan gelenlerin bedduasını almamak için yapılması gereken asla tehir edilmemesi gereken bir görevdi bu: “Bütün ayrılıkları, gayrılıkları, küslükleri, siyasi rekabeti, her türlü hesaplaşmayı unutarak doğduğumuz, büyüdüğümüz bu güzel ilçenin yarınına hep birlikte sahip çıkmak.”

Nasıl ki iyiliğimize olanı hep birlikte desteklemek sahip çıkmak gerekiyorsa zararımıza olanın da hep birlikte karşısında olmamız gerekir. Hayati konuları siyasi bir mesele düzleminde ele almak yerine hep birlikte ilçenin geleceğini odağa koymalıyız. Böyle dönemlerde tüm tarafları işin içine katarak objektif bir değerlendirme yapmak doğruyu bulmak adına gerçekten çok önemli. “Kimya OSB’nin Kaynarca’ya kurulması” projesi de işte bu hayati konulardan biri. Her ne kadar ilçenin istihdamına, gelişmesine, büyümesine katkısı olacaksa da tarım ve hayvancılıkla geçinen bu ilçe için ilerideki olası çevre kirliliğinden ötürü topyekün karşısında durulması gereken bir projedir. 

Bu projeyi ilk kez 5-6 sene önce Sedat Balta abimizden duymuştum. Kimya OSB’nin Kaynarca’ya kurulmaya çalışıldığını gündem yapmıştı. Şimdi öğreniyoruz ki daha önce de Kocaali’de kurulması planlanmış ama halk duyarlılık gösterip karşı çıkınca vazgeçilmiş. Sonra bu sanayi firmaları büyük bir ümitle ilçemize yönelmişler. Her yerleşim yerinin zarar göreceği herhangi bir konuda kendini koruma dinamiğini mutlaka harekete geçirmesi ve güçlü bir şekilde sesini duyurması gerekir. Bir şehri, bir ilçeyi ya da herhangi bir kurumu yöneten idareciler elbette kararlarında yanılabilir, bazı hususları gözden kaçırabilirler. Halkın sesi, tepkisi, alkışı, desteği bir kurumu, topluluğu idare eden yöneticiler için “fırtınalı denizde yolunu bulmaya çalışan gemiler için deniz feneri ne ise” tıpkı onun gibidir. Deniz feneri vazifesini görmez, ışığıyla yön vermez ise gemiler o engin denizde yolunu kaybedebilir, alabora olup zarar görebilir. Kanunların çizdiği sınırlar içerisinde kalarak etrafına deniz feneri gibi yol göstererek ışık saçan bilinçli bir sivil toplum gelişmenin, büyümenin, daha iyiye ulaşmanın sigortasıdır. 

Kaynarca’mızın bu son olayda gösterdiği toplumsal duyarlılık ve böyle bir projeye muhalefetini gösterme şekli bence bunun en güzel, en kibar, en demokratik örneklerinden biri oldu. Pek çok sivil toplum kuruluşu sağlığımızı tehlikeye atacak bu konu için harekete geçti. Kaynarca Ziraat Odası tarafından düzenlenen toplantıda üreticiler, ziraat odaları, STK’lar ve ilçe yöneticileri sağlık, tarım ve yaşam alanlarının büyük tehlike altında olduğunu belirterek bu OSB fikrine karşı olduklarını dile getirdiler. Belediye Başkanımızı, Ziraat Odası Başkanımızı, muhtarlarımızı açıkça bu konuda tavır aldıkları, ilçelerine sahip çıktıkları için tebrik ediyorum. 

Basında bu işin bu denli yer bulmasında büyük emekleri olan Sezai Matur, Sedat Balta ve Murat Hazer ve aklıma gelmeyen diğer basın mensuplarına da bu büyük meseleyi en yüksek perdeden gündem ettikleri için müteşekkiriz. “Bu iş bitmiş, artık önünü almak zor” karamsarlığından bugünkü huzur iklimine gelişimizde payları gerçekten çok büyük. Çocuklarımız, torunlarımız, sonraki nesiller eminim yukarıda bahsi geçen, bu işte payı olan herkesi hayırla anacaktır. Bu muhalif sesi bir deniz fenerinden süzülen yol gösterici ışık gibi görüp gemiyi sahili selamete yanaştıran valimize, büyükşehir belediye başkanımıza ve sanayi odası başkanımıza da teşekkür borçluyuz. Kaynarca’nın sağlığını tehlikeye atacak her meselede ilçemizin yanında yer alacaklarına dair söz vermiş olmaları, kaygılara kulak vermeleri çok kıymetli, hep hayırla anacağız ve hep hatırımızda tutacağız. Yeri gelmişken daha önce başlamış iki projeyi de burada anmak istiyorum. İlçemizde faaliyette olan Kaynarca Mobilya İhtisas Organize Sanayii ve yapılmakta olan Doğu Marmara Makina İmalatçıları İhtisas Organize Sanayii Kaynarca’nın geleceği için yapılmış iki büyük yatırım. Bu sıçrama dönemi eğer güzel yönetilir ve planlanır ise hem istihdam hem de ilçenin gelişimi anlamında çok büyük katkıları olacağı muhakkak. Tarımı büsbütün ihmal etmeden bir yandan sanayileşirken aynı zamanda kültürünü, sosyolojik yapısını sağlıklı bir şekilde dönüştürebilen dünyada pek çok şehir var. Eğer gerçekten kanunlara uyulur ve gerekli çevresel denetimler ihmal edilmez ise SATSO Başkanımız Akgün Altuğ’un dediği gibi biz de onlardan biri olabiliriz.

İlçe halkının geleceğiyle ilgili böylesi kritik bir konuda topyekün teyakkuza geçmesi ve güçlü bir irade ve güzel bir üslupla sesini duyurması çok kıymetliydi. Bu duyarlılığı, proaktif tutumu, yol gösterici, talepkar tavrı benzer her konuda gelecekte de göstermeliyiz. Deniz feneri metaforuyla bitirelim; “Bu ışığı bir kez yaktık; söndürmemek artık tüm ilçe sakinleri olarak hepimizin sorumluluğu.” Işığımız net, güçlü ve parlak olur ise beklentilerimize dair ne arzu ettiğimiz de net anlaşılır. Bu konuda geçmişteki performansımızın çok iyi olmadığı hepimizce aşikar. Sesi gür çıkan, ışığı yol gösterici derecede parlak bir sivil toplum olma yönünde ilçe halkı olarak bizim de daha çok çaba göstermemiz gerektiği muhakkak.